Editörün Seçtikleri

Doğala Doğru

Silikon Dioksit: Her Şeyin İçinde Sizi Yavaş Yavaş...

Amorf ince kristalin toz olan silikon dioksit; ilaç sanayinde tablet yapımında, endüstride ise yüksek dayanıklılığa sahip boyaların yapımında kullanılmaktadır. Kendi ağırlığının %120'si kadar nem çekme özelliğine sahiptir. Bu özelliği sebebi ile bazı toz karışım ürünlerde nem tutucu ve topaklanmayı önleyici ajan olarak kullanılmaktadır.

Doğala Doğru

Doğada Hiçbir Şey Kendisi İçin Yaşamaz

İnsan kendinden kendine bir yolculuk içindedir. Bu yolculuk kendinde başlar ve kendini bulduğu biz'likte nihayete erer. Uzak gördüğüne yakınlaşır, yakın gördüğünden uzaklaşır. Açgözlü huzursuzluk veren istemelerin yerini, bağışlayıp ihsan eden gönlü geniş bir varlığa dönüşür. Peki bu nasıl olur ?

Doğala Doğru

Ahilik Nedir ?

Ahilik, 13. yüzyılda Anadolu’da kurulmuş bir esnaf teşkilatıdır. Sözlük anlamı olarak “eli açık, kardeş, yiğit, delikanlı” gibi manalara gelen “ahi” kelimesi; aynı zamanda bugün, yüzlerce yıllık bir değerler sistemine karşılık gelir.

Doğala Doğru

Kendinin Efendisi Olmak - 1 - Seçmemeyi Seçmek

O kadar çok gönüllü köleliğimiz var ki, bu gönüllülük ile başlıyor özgür seçim illüzyonları. Telefonunun efendisi, sahibi zannederken; kendini kocaman teknoloji titanlarının tabağında bir kırıntı olarak bulursun. Yerken, içerken, inancını seçerken, siyasi fikirlerini kabul ederken, dünya görüşünde seçtiğin herhangi bir topluluk ile saf tutarken, değer yargıların dahi sana sunulan seçenekler ile belirlendi. Sana sonucu önceden belli seçenekler sunarlar, her seçeneğin sonucu tam da onların istediği gibidir, ve sana o sihirli cümleyi söylerler, özgür seçimle bir tanesini seç derler. İki yanlıştan bir tanesini seç derler, seçtiğin yanlışı sana doğru olarak kabul ettirirler. Peki bu kaostan kurtulmanın hiçbir yolu yok mu ?

Doğala Doğru

Kaybolurken Kendini Bulma Yolculuğu

Bazen kendinize soruyorsunuzdur “-ben bunu neden yaşadım? – yaşadığım olayda öğrenmem gereken neydi?” diye. Ben bu soruları kendime çokça sordum ve cevaplarını kendimde buldukça yaşadığım tüm olaylar ve insanlara teşekkür ettim, beni bulunduğum noktaya taşıyarak, şu anki ben olmamı sağladıkları için. Hayatıma giren herkes yolcudur, bilmeden üzerime basıp geçtikleri her ben… Bende bir devrin kapanmasına vesile oldular. Şimdi siz de “ben acaba bundan sonraki yaşam ve yaşanacaklara nasıl hazırlıklı olmalıyım ya da bunlara ne derece hazırım?” diye soruyorsunuzdur kendinize. Öyleyse sizi kendi gücünüzü, kendi benliğinizdeki doğallığınızı keşfetme yolculuğuna davet ediyorum.

Doğala Doğru

Yaşam Kadar Doğal Olan Ölümü Kabullenme

Hepimizin bir şekilde yaşadığı ya da yaşayacağı doğal bir acı olduğunu bilmemize rağmen dünyanın en yalnız acısıdır ölüm acısı. En yakınımızın ya da yakınlarımızın kaybı unutulan, geçen, atlatılan bir şey olmayacağını sanırız, oysaki tüm bencilliklerimizden arınıp yokluklarına alışmamız lazım. Kapanmayan boşluklarımız oluşur,o boşlukları kapamaya çalışmak boşluğun varlığından daha çok acı verebilir. Diğer yandan o boşluğu kabullenmek yalnızlığı olduğu gibi, en düz haliyle kabullenmektir. ölüm acısı -kati yokluk- insanın acı kategorisinde varsaydığı "birçok" şeyin aslında en boş olduğunu öğreten acıdır. Geride kalanın yalnızlığı ancak tecrübe edildiğinde anlaşılacak türdendir, anlatılası, üzerine fikir yürütülesi, hele kıyas yapılası bir yanı hiç yoktur, son ‘dur, romantik hele hiç değildir, mübalağaya gerek duymaz. Hayatta gerçek olduğunu bildiğimiz tek bir gerçek varsa o da ölümle gelen gerçekliktir. Ölümün hayatın bir parçası olduğunu ilk başta kabul etmemiz gerekebilir.

Doğala Doğru

Küçülürken Büyüdüm

Hani hepimizin bir çocuk yönü vardır, kimisi o çocuk yönünden utanırken kimimizde onun ne kadar bize yakıştığını düşünürüz, ben işte çocuk yönümü ne kadar çok sevdiğimi fark edince büyüdüm. Çok kısa bir hayallerimin hikayesini yazacağım size, eğer bu başlığı okuduğunuz anda bir mola arasındaysanız bir kahve eşliğinde size eşlik etmek istiyorum.

Doğala Doğru

Gönüllü Köleliğiniz: Ego

Acaba hiç düşündünüz mü “ben” dediğimizde aslında gerçekten “ben” olduğunuzu, ya da kendinizden bahsettiğinizi? Benlik duygusu, sahiplenme bize sonradan kazandırılmış bir duygudur, hiç birimiz doğarken “ben” düşüncesi ile doğmayız, ne zaman ki büyürüz, kelimeleri algılamaya başlarız ilk ebeveynlerimiz tarafından bu düşünce aşılanır “senin oyuncağın, senin yatağın, senin ailen, senin eşyan….” İlk başta anlam veremesek de daha sonra bu “benlik” düşüncesi üzerime oturur, ve çevremizde ne kadar nesne, kişi varsa hepsine sahip olma içgüdüsüne gideriz ama aslında olan siz değilsinizdir, size kazandırılmış bir düşüncedir “benlik” duygusu. Peki aslında siz kimsiniz? Biz kimiz?

Doğala Doğru

İçinizdeki Hilebazı Tanıyor Musunuz?

Belki kendinizi kurban durumuna düşmek rahatlatıcı bir durum olabilir ama durun! Kendinize sadece şunu sorun, “ben kendi kendimin kurbanı mıyım? “kendimi mağdur durumuna düşürmekten keyif mi alıyorum?” gerçek manada kendinize bu soru sorup yanıtınız “evet” ise, bu şekilde yaşamınızda bir adım bile öteye gidemeyeceğinizi bilmeniz lazım ve tam da bu yazımda doğanıza dönmeyi ve kimsenin size acıma gereksinimiz olmadığınızı anlatmak istiyorum, tek yapmanız gereken şey bir adım ileriye doğru yürümek, tüm korkularınıza, tembelliklerinize rağmen kendinize bunu yapmaya borçlusunuz.

Doğala Doğru

Sil Baştan Hayatınızı Sıfırlayın

Bütün çektiğiniz üzüntüleri, kendinize verdiğiniz zararları bir kenara bırakarak, hesabınızı ödediğiniz üzüntüleri baştan yaşamamak için, başka bir sabaha mutlu uyanmanızın sizce de zamanı gelmedi mi? Geçmişinizi silmek mümkün değil biliyorum, ya da annemizin karnına girip tekrar hayata gelmek gibi bir şansımız da yok. Ama biz kendi benliğimizi doğurabiliriz, yaşamımızı daha mutlu hale getirebiliriz, hayat size ne sunarsa sunsun, ne kadar yorgun olursanız olun, baştan başlamaktan korkmayın. Haydi o zaman bu güzel yolculuğa benimle çıkmaya var mısınız?

Doğala Doğru

En Güçlü Haykırışlardan Daha Anlamlısı Sessiz Olmak

Evet bazen en güçlü haykırışlardan daha anlamlıdır sessiz olmak, sessizlik bir şeyleri anlatmanın çok ötesinde bir eylemdir, aslında bazen de bağırmaktır, hem de en çığırtkanından, en güçlüsünden, hani derler ya "avaz avaz bağırmak" diye, işte aynen bunun gibidir. Bazen ise sadece susmaktır çünkü kelimeler kafi değildir olanlara ve olacaklara. Sessiz kalmak bazen onsuz olmaktır, giden gider ve arkasından baka kalırsın öylece. Yaratılışımız gereği doğamızda konuşarak anlaşmak olsa da pasif görünen sessizlik aslında kendinizi bulma yolunda çok önemli bir adımdır.

Doğala Doğru

Nietzsche

Alman filozof Friedrich Nietzsche, iyilik ve kötülük, modern toplumda dinin sonu ve "süper insan" kavramı üzerine yazılarıyla tanınır.

Doğala Doğru

Bilinmezliğimi Buldum… Ben Onu Bilirim…

Ne malum bilmediğimiz? Çocukluğumuzda bunu dedik-düşündüklerimizi unuttuk diye onlar olmamış değil, belirleyemiyor, anımsamıyor olmamız bilgi ve bilinç karşıtı değil, bu bilmezlik dosyasını rafa ancak kapanmamış olarak kaldırabiliriz. Sonsuz evrende karşımıza çıkan ilginç bilgi, ne kadar bilirsek bilelim, hep çok daha fazla bilinmezler olacak, bu nasıl bir derin kuyudur? Bizim bildiğimiz 96 milyar yıl genişliğindeki evrende insanı yıldıran bir bilgi değil mi bu? Peki, siz tüm bilinmezliklere hazır mısınız, bilinmezliğinizi bulabilir misiniz?

Doğala Doğru

Bir Çocuk Doğallığında Hayatı Yaşayın

Çocuk denince aklımıza ilk gelen masumiyettir, saflıktır, doğallıktır. Çocuklar dünyanın en günahsız, en savunmasız ve en naif varlıklarıdır. Bizler çoğu zaman doğamızı ve içimizdeki iyiliği unutur ve hep hesaplayarak yaşarız hayatımızı, yalnız kaldığımızdan korktuğumuz için onun hesabını yapar evleniriz, sevginin bile “Sever miyim? Sevilir miyim? diye hesabını yaparız. Oysa bir çocuğun gülümsemesi hesaplayarak yaşayan insanların içindeki iyiliği hatırlatır, aslında kendi doğasında nasıl olması gerektiğini. Çocuk; hesap insanlarına insanlığı, masumiyeti, sevmeyi, doğallığı öğretir.

Doğala Doğru

Çocukluğumuzun Saf Yazları

Daha doğal daha temiz ve daha karşılıksız paylaşılan duygulardı sanki o zamanlar, büyüdükçe hislerin ve eylemlerin yozlaşmasından ve azalmış olmasından dolayı özlersin o saf doğal zamanları, her şeyin hiç bir zaman bozulmayacağına dair inançlarımız vardı bizim, keşke yanılmasaydık da hepimiz o çocukluğumuzdaki olduğu gibi safça doğal haliyle kalsaydık. Olabilir mi böyle bir şey? Çocuklarla sek sek oynasak mesela, ya da çimlerde ip atlasak değil mi? Hatırlıyor musunuz siz de çocukluğunuzun o saf yazlarını? Dün gibi aklımda çocukluğumun saf yazları düşündükçe içimde sanki bir ışık topu beliriyor, sıcacık oluyor içim. Var mısınız şimdi benimle çocukluğumuzun saf yazlarına gitmeye?

Doğala Doğru

Yaşamdaki Sınav Mücadelesi

Yıllarca tartışılan kimisine göre hayatın bir sınav olduğu, kimi insanlar için de aslında sınav diye bir şey olmadığı görüşünde ama biz insanlar olarak bu hayatta iyi ya da kötü yaşadığımız her şeyden bir ders çıkarıyorsak eğer, yaşadıklarımız bize deneyimli hale getiriyorsa yaşamın aslında bir sınav olduğunu gösteriyor bu bize, hayata ilk gözlerimizi açtığımızda ağlayarak geliriz dünyaya, eğer ağlamazsak şamarı yeriz popoya bu bizim hayattaki ilk sınavımızdır belki de. Attığımız her adım, aldığımız her nefes, verdiğimiz her karar hayat sınavında bir soruyu daha cevaplandırdığımızın göstergesidir aslında, tüm yaşamımız boyunca tüm sınavların ipuçlarının bizim elimizde olduğunu biliyor musunuz peki?

Doğala Doğru

Orhun Yazıtları'ndaki Öz'e Dönüş Çağrısı

Bilge Kağan’ın delinmese dediği yağız yer aslında törelerin, geleneklerin ve kutsal ritüellerin saklı bulunduğu bir hazine olamaz mı? Âşık Veysel’in dost bilerek sarıldığı kara toprağın altındakilerle konuşan Akif’in dizeleri değil midir bize canlının ne olduğunu anlatan? Cansız sandıklarımızın aslında ne kadar da kanlı canlı olduğunu ve onların yaptıklarımızı, söylediklerimizi görüp işittiğini vurgulayan şairin sözleri ne kadar da benzemiyor mu yıllar öncesinden bize seslenenlerin sesine?

Doğala Doğru

Masalların Bize Öğrettiği Nedir ?

Masallar, çocukları uyutmak; büyükleri ise uyandırmak için anlatılır. Peki bizi uyandıracak şifreleri nasıl çözeceğiz?  Masal dinlemek çocuklara neler öğretir, onlara hangi anlamları katar? Bu soruların yanıtları masalların iç dünyalarında saklı. O saklı hazinelere ulaşmak için kulak vermeli masala ve masalların taşıdıkları anlamlara.

Doğala Doğru

Oyuncağın Öyküsü

Oyun günümüz dünyasında daha çok eğlenme ve boş zaman etkinliği gibi görülüyor olsa da yapılan bazı bilimsel araştırmalar, insanın oyun oynama amacının bu kadar sığ olmadığını ortaya koymuştur. 20. yüzyılın en önemli dilbilim ve tarihçilerinden birisi olan Johan Huizinga (1872-1945)’nın şu tespiti oldukça önemlidir: “Oyun kültürden daha eskidir, çünkü kültür ne kadar dar kapsamlı tanımlanırsa tanımlansın, her zaman bir insan toplumunun varlığını öngörür ve hayvanlar kendilerine oyun oynamalarını öğretmesi için insanın gelmesini beklememişlerdir. Kültür, ilkel aşamalarda oyun olarak oynanmıştır; ana bitkiden ayrılan canlı bir meyve gibi oyundan doğmamış, oyunun içinde ve oyun olarak serpilmiştir.”

Doğala Doğru

Köroğlu ve Robin Hood Karşı Karşıya

Bugün sizlere masalsı ve destansı bir karşılaştırma örneği sunmak istiyorum. Biri bizden, bu kadim topraklardan “Köroğlu”, diğeriyse Avrupa’nın kuzeyinden üzerinde güneş batmayan diyarlardan Büyük Britanya’dan “Robin Hood”…

Doğala Doğru

Çocuklar ve Türk Mitolojisi

Mitoloji çocuklar için ne ifade eder?  Mitolojiler içinde yer alan ögeler, kahramanlar ve olay örgüleri, çocukların dünyalarına ve onların hayal güçlerine oldukça önemli birikimler sunarlar. Ünlü şair Cemal Süreya, küçükken masal dinlememiş çocuklar büyüdüklerinde kedi resmini cetvelle çizerler, demiştir. Masal dinlemenin ve okumanın efsanelerle iç içe olmanın çocuk dünyasına olan katkıları pedagoglar tarafından da kabul görmektedir. Bilim dünyası masalların önemini aslında önceleri kavramıştır. Albert Einstein bir sözünde çocuklarınızın zeki olmalarını istiyorsanız onlara masal okuyun, daha çok zeki olmalarını istiyorsanız daha fazla masal okuyun, demiştir

Doğala Doğru

Yeni Yıl Kutlamaları (?)

Yeni yıl kutlamalarına ve yeni yıla bakış açısını bugünün penceresinden değerlendirmek oldukça yanlış olacaktır. Bu konuya farklı bir pencere açmak gerekirse Türkler yeni yıl kutlamalarını tarihlendirdikleri zaman dilimi 21 Mart’tır. Yani baharın geldiği gündür. Çünkü Türkler için yeni yılın gelmesi demek, doğanın canlanması ve ağaçların bitkilerin yeşillenerek meyve vermesi, hayvanların otlatılması, meralara götürülmesi gibi önemli hayvancılık, ticaret ve ekonomik faaliyetlerle ilişkilidir.