İlginizi Çekebilir

Sezar'ın Hakkı Sezar'a: Kelimelerin Hikayesi

Kimine hak ettiği gibi davranırız, kimine ise "aslında hak etmemişti" deriz, nitekim bir kişinin gecmişine ve yakınlık derecesine bakılmadan, hak ettiğinin kendisine verilmesini düşündüğümüzde "Sezar'ın hakkı Sezar'a" deyimini kullanırız. Günümüzde sıklıkla kullandığımız bu deyimi gerçekten adaletli bir şekilde kullanan var mı bilemem, orası ayrı bir tartışma konusu, ama siz her zaman "Sezar'ın hakkı Sezar'a, verin, verin ki dünya daha adil bir şekilde dönsün. Aslı bu deyimin "Sezar'ın hakkı Sezar'a, Tanrının hakkı Tanrıya"dır. Jül Sezar'ı bilirsiniz, bilmeyeniniz yoktur diye düşünüyorum. Ünlü Roma imparatoru 35 bıçak darbesiyle üvey oğlu Brutus tarafından öldürülmüştür. Sezar M.Ö 100 yılında doğup 44 yılında, 55 yaşında ölmüştür. İnsanlık tarihinin belki gelmiş geçmiş en güçlü bireyidir. ölümünden 2000 sonra hala konuşulan, hatta binlerce yıl sonra bile konuşulacak adamdır. O kadar güçlüdür ki, adı İncil'de kitapta bile yer almış, öldükten sonra tanrı ilan edilmiş ve yine insanlık tarihinin gelmiş geçmiş en büyük ve güçlü imparatorluğunun (tabi bölünmeden önce) başına inanılmaz savaş stratejileri ve politik zeka oyunlarıyla (special thanks to crassus and pompei) geçmiştir, ve daha sonra kendisinden sonra gelen tüm imparatorlara Sezar denmiştir. Şimdi gelelim günlük hayatımızda sıklıkla kullandığımız bu deyimin tartışmalara yol açan hikayesine... Şunu da belirtmek istiyorum, hikayesi olan bu söz öyle boş bir söz değil, sanat tarihinde çokca resmedilmiş bir konudur. Hemen aşağıdaki görsellerde bu muazzam sanat eserlerini de görebileceksiniz. Burada adi gecen Sezar, hepimizin bildigi, babasI gibi sevdiği favori diktatörümüz Jül Sezar degildir. Bazılarımızın bildigi, Jül Sezar'ın vasiyetiyle evlat edindiği ve ondan da diktatör olan ilk gercek roma imparatoru Augustus (Jül Sezar Augustus) da degildir. Burada adi gece Sezar o zamanlar sezar değildir, bir kere o zamanlar Jül degildi; Claudia ailesinden Tiberius isimli biridir. Evlilikle Augustus'un üvey oğlu olunca ve onun tarafından resmen evlat edinilince bir Jül olmuş ve Tiberius Julius Caesar Augustus adını böylece almış, ikinci roma imparatoru olarak da Julia - Claudian hanedanını başlatmış. Bu arada genelde herkes bu deyimi, "yiğidi öldür hakkını yeme" ile yakınen kullanır ama aslında uzaktan ve yakından alakaları yoktur. Hristiyan incilindeki en ilginç ve tartışmalı pasajlardan biridir bu. esasen, hristiyanların devlet otoritesine karşı almaları gereken tavra dair tartışmalarda kullanılmıştır, yani hristiyanlar,  Hz. İsa'nın yolunu izlemeyen hükümdarlara ve onların devletlerine karşı nasıl tutum geliştirmelidirler? Yüzyıllarca muhafazakar din adamları ve yönetici sınıf mensupları bu sözü, hristiyanları tam bir itaate zorlamak, sömürü düzenini sorgulamalarını engellemek için kullanmışlardır. Örneğin, 1524-1525'de almanya köylü isyanlarıyla çalkalanırken asi köylüleri şeytan ilan eden ve alman prenslerine onları boğazlamalarını tavsiye den Martin Luther'in teolojik dayanaklarından biri de bu söz olmuştur. Gelelim asıl hikayemize: Hz. İsa’yı zor duruma düşürmek isteyenler, Roma'nın vergileri karşısında tutumunu öğrenmek için Hirodes kendi yanlılarıyla birlikte gönderdikleri kendi öğrencileri İsa'ya gelip: "Senin dürüst biri olduğunu, Tanrı yolunu dürüstçe öğrettiğini, kimseyi kayırmadığını biliyoruz. Çünkü insanlar arasında ayrım yapmazsın. "Peki ne dersin, söyle bize, Sezar'a vergi vermek Kutsal Yasa'ya uygun mu, değil mi?" diye sorarlar (Matt: 22.17). Hz. İsa kendisine sorulan sorunun kötü niyetli olduğunu bildiği için, onlara "Ey ikiyüzlüler! Beni neden sınıyorsunuz? dedi ve ardından... “Vergi ödediğiniz parayı bana gösterin” der. Kendisine gösterilen dinarın üzerindeki resme bakarak, “Bu resim kimin?” diye sorar. “Resim Sezar’ındır” cevabını alınca, İsa “Sezar’ın hakkını Sezar’a, Tanrı’nın hakkını da Tanrı’ya verin” diye cevap verir. Hz. İsa, bu sözleriyle daha sonraki yıllarda Hıristiyan dünyasının temel prensiplerinden olmuş bir kuralı da ortaya koymuştur: Tanrı’yı ve devleti birbirinden ayırmıştır. Bu iki otorite yani Tanrı ve Sezar (devlet), farklı konularla ve farklı kanunlarla çalışırlar.  

Bu İçeriğe Ne Tepki Verirsiniz?