İlginizi Çekebilir

Mutlaka Okumanız Gereken 5 Oğuz Atay Eseri

Hayatın içine bazen gülümseyerek bakan, bazen unutulan, bazen de tutunamayan, modern Türk edebiyatının başyapıtlarından birinin sahibidir Oğuz Atay. İlk kez liseye giderken çok sevdiğim bir arkadaşım “Tutunamayanlar” kitabını vermişti. O dönemler 17’li yaşlarda olmama rağmen farklı bir deneyim kazandırmıştı bana. Oğuz Atay’ın dünyasında hayatın boş vermişliğine karşı güzellik dolu bir gülümseyiş vardır. Belki de çok küçük yaşlarda o bize öğretmişti başımıza gelen olumsuzluklarda ince bir mizah da içermesi gerektirdiğini. Öyle muazzamdır ki eserleri ergenlik döneminde okuduğunuzda farklı bir lezzet alırsınız, 25’li yaşlarda ayrı, 35’li yaşlarda apayrı bir lezzet alırsınız. Kısacası her 10 yılda bir eserlerinin okunması gerektiğini düşünüyorum. Bazen keşke ölmeseydi de arkadaşım olsaydı diyorum. Hayatınızda bir kere de olsa Oğuz Atay eseri okuduysanız taçsız yazarı sizin de benim gibi özlediğinizi düşünüyorum. Eğer bugüne kadar hiç okumamış ve “bir kitap okudum hayatım değişti” demek istiyor ve hayata bambaşka pencereden bakmak istiyorsanız, sizlere için mutlaka okumanız gereken 5 Oğuz Atay eserlerini listeledim. Keyifli okumalar… 

Tutunamayanlar

Listemizin en başına elbette en ünlü ve önemli eserlerinden biri olan tutunamayanlarla başlamak istedim. Oğuz Atay’ın kutsal kitabı diyorum ben ona. Mutlaka herkesin okuması gereken bir başucu kitabıdır. Bazen okurken gülerken gözlerinizden yaş gelmesine sebep olacaktır. Kısacası özetlemem gerekirse, Turgut karakterimiz intihar eden arkadaşının geçmişini araştırırken, arkadaşı Selim Işık’ın modern hayata neden “Tutunamadığı”nı öğrenme çabalarını anlatmaktadır. Hikayemizde Turgut’un karşılaştığı her insan Selim Işık’ı tanıyan kişilerdir ve karşılaştığı her bir kişi Turgut’a Selim’in farklı yönlerini anlatmaktadır. 

Korkuyu Beklerken

Eğer bu kitabı ilk gençlik döneminizde okuduysanız insanı nasıl bir paranoyak ruh hali içerisine soktuğunu çok iyi bilirsiniz. Fakat aynı zamanda insanı en çok etkileyen kitaplarının arasında zirveye oturacak bir kitaptır aynı zamanda. Korkuyu Beklerken ilk kez 1975 yılında yayınlanan kitabıdır. Oğuz Atay farklı zamanlarda yazmıştır. Daha sonra ise tek başlık altında topladığı için, kitap içerisinde tam sekiz öyküsü bulunuyor. Zaten kitabı okurken insanın alıp yiyesi geliyor. Kitabın kısaca özetine gelecek olursam; Hikayemizde hikâyede korkak ve mutsuz bir adamın yaşadıklarını anlatmaktadır, Korkak şahsımız bir akşam evine dönerken sokakta köpekleri görür ve kaçarak evine gelir. Evinde bir örgütten gelen bir mektubu görür ve ölü diller uzmanı olan arkadaşından mektubu okuması için yardım alır. Mektubu çeviren arkadaşı mektupta “evden kesinlikle çıkmaması gerektiğini” söyler ve evden çıkamayan ve çok korkan şahsımızın günlerce evinde hayatının sorgusunu yaptığı anlatılmaktadır. 

Tehlikeli Oyunlar

Oğuz Atay’ın eşsiz başyapıtlarından biri olan Tehlikeli Oyunlar adlı eseriyle devam ediyorum. Okurken insanın burnunu sızlatan bir eserdir, ağlamalı mıyım? Kahkaha mı atmalıyım? Bilemiyorsunuz, okuma sırasında bazı sahneler, diyaloglar, monologlar beyninizde aniden canlanıverir. Tutunamayanlar kitabından sonra en çok okunan kitabıdır. Konusuna gelecek olursam; Hikayemizde karşınızda eşinden yeni boşanmış, yalnız ve mutsuz biri olan Hikmet Benol yaşamına yalnızlığı ve haya karşı düşünceleri ile devam ederken bu düşüncelerin zamanla karanlığın içinde nasıl boğulduğunu hissediyor. Arkadaşlarının verdiği destek onun bu karanlık düşüncelerinden kurtarmak için yeterli olmuyor. Hikmet zamanla tüm bu sorunlarından zihninden oyunlar yazarak ve o oyunların içinde yaşayarak bastırırken aynı zamanda kendi hayatının bir oyun olup olmadığını sorgulamasının ardından, tüm bu düşüncelerden kurtulmasına karar vermesini anlatıyor. 

Bir Bilim Adamının Romanı

Kanaatime göre Oğuz Atay'ın delirmediğinin, etrafındaki çoğu insanın aslında ne kadar deli olduğunu gösterdiği bir kitap olabilir “Bir Bilim Adamının Romanı”. Eserinde zeki bir halk çocuğu olan Mustafa İnan'ın bilimsel alanda yaptığı çalı, devrin burjuvazi ortamlarına duhulü, muhtemelen içindeki samimiyeti koruma çabası. Lakin zamanla eriyişi Oğuz Atay'ın Mustafa İnan’a bir şekilde sempati beslediğinizi göreceksiniz. Çevrenin kendisine biçtiği rol de olabilir bu romanda anlattıkları bilemedim. Okuduğunuzda artık ona siz karar verirsiniz. 

Eylembilim 

Oğuz Atay’ın ölmesiyle yarıda kalan kitabıdır. Açıkçası yarıda kaldı demek de pek doğru olmaz, günlüğün arkasında ek olarak basılan bölüm 36 sayfa sadece. Kitabın konusuna gelecek olursam; Gelince yazılmamış bir roman üzerine yorum yapmak mümkün olmadığından sözü Oğuz Atay'a bırakmak gerekir sanırım. Bahsettiğim günlük'te şöyle yazmış eylembilim için: "Eylembilim diye başlayıp yarım kalan hikayeyi kısa bir roman haline getirmek istiyorum, bir hocanın öyküsü, iki değişik hayat yaşayan bir yarı aydının macerası, iki dünyasında da uykuda gezer gibi yaşıyor. İradesi ile kendine gelebilmek için silkinmeye çalışıyor, davranışları eylem olarak nitelendiriyor. Hayatı bir savaş olarak görmek zorunda kalıyor. Saldırılar ve ihanetlerle dolu bir savaş, ordular, tarihi savaşlar." Oğuz Atay’ın bu yazdıkları çok kaba bir çerçeve çiziyor, aslında günlükte biraz daha fazla detay var, okumak isteyenler bakabilir.
 

Bu İçeriğe Ne Tepki Verirsiniz?