İlginizi Çekebilir

Dünyanın En Muhteşem Botanik Bahçeleri

Büyüleyici ve mistik Japon bahçelerinin ününü duymayanınız kalmamıştır. Kyoto‘daki Saihō-ji de ülkedeki en ünlü olanlarından biri. Ancak onu diğer bahçelerden ayırt eden özelliği, sahip olduğu “yosun” çeşitliliği. Bahçenin zemini ve ortasında yer alan 1200 yaşındaki tapınağın duvarları 120 çeşit yosun türüyle kaplı. Unesco Dünya Mirası listesindeki botanik bahçesi, çalı ve ağaçların olduğu kadar yosunların renklerindeki değişikliklerle de her mevsim farklı bir kimliğe bürünüyor. Ziyaret etmeyi düşünenler için küçük bir not: Tapınağın kutsallığını ve bahçenin özelliklerini korumak için ziyaretçi sayısı oldukça kısıtılı tutuluyor.
Corcovado Dağı’nın eteklerinde bulunan Jardim bahçesi, 1808 yılında Portekiz Kralı VI. John tarafından hindistan cevizi, biber ve tarçın gibi baharatların yetiştirilmesi amacıyla kuruluyor. Günümüzde 140 hektarlık bir alana yayılan bahçe, 6.500 bitki türüne ev sahipliği yapıyor. Parkta, 900 farklı palmiye ağacı türü bulunuyor. Parkın girişinde yaklaşık 750 metre uzunluğunda 134 palmiye ağacının sağlı sollu dizildiği Kraliyet Palmiye Yolu yer alıyor. 1992 yılında UNESCO’nun Jardim botanik parkını biyosfer koruma alanı ilan etmesiyle, bitkilerin korunması Patrimônio Histórico e Artístico Nacional’a devrediliyor. Park sadece botanik alanında değil tarihi, sanatsal ve arkeolojik öneme de sahiptir. Botanik bahçesinde bulunan araştırma merkezi, 32.000 materyalden oluşan geniş kapsamlı bir kütüphaneyi bünyesinde barındırıyor.
Maggiore Gölü’ndeki minik Borromea Adaları‘nın en büyüğü olan Isola Madre, 16’ıncı yüzyılda yapılmış küçük bir sarayı çevreleyen ve İtalya Alpleri’nin karlı tepelerini fona alan muhteşem güzellikteki bahçelerle kaplı.Kontes Borromeo’nun sarayda sergilenen ve kısmen ürkünç olan taş bebek ve kukla koleksiyonunu gördükten sonra bahçeye çıkıp tavus kuşlarıyla beraber sayısız orman gülü, kamelya ve diğer egzotik çiçek türlerinin seyrine varabilirsiniz.
1910 yılında kurulan botanik park, Brooklyn’in tam kalbinde Prospect Park’ta bulunuyor. 14.000’den fazla bitki türüne ev sahipliği yapmasıyla bilinen bu parkı her yıl bir milyon kişi ziyaret ediyor. Ziyaretçilerine interaktif öğrenme imkânı sunan bahçede; bitki bilimi, ekoloji ve sağlıklı beslenme alanlarında eğitimler veriliyor. 600’den fazla personeli ile dünyanın en büyük bitki araştırma ve koruma programlarından biri burada yürütülüyor. Aynı zamanda Japonya kültürüyle özdeşleşen kiraz çiçeği, Japonya dışında en iyi şekilde Brooklyn botanik bahçesinde yetiştiriliyor. Parkta, 42 ayrı türde 200’ün üzerinde kiraz ağacı bulunuyor.
“Çevreci bina kompleksleri nasıl olmalı?” sorusunun fütüristik cevabı niteliğindeki Singapur Körfez Bahçeleri, pek çok iklim türü ve bitki örtüsünü bir arada barındıran, yapımı 1 milyar dolara mal olmuş bir teknoloji mucizesi.Akdeniz ikliminin egemen olduğu Çiçek Kubbe, gümbürtülü bir çağlayanı da barındıran Yağmur Ormanı, bolca tropik bitkiyle çevirili su parkı ve “süper ağaçlar” arasında kıvrılarak ilerleyen manzara yolu, bu dünyaca ünlü botanik bahçesinin mutlaka görülesi yerleri. Körfez Bahçeleri’nin yakınlarında bulunan, Ulusal Orkide Bahçesi‘ni de içeren Singapur Botanik Bahçeleri’ne de uğranabilir.
Kanada‘nın doğusunda ABD sınırında yer alan Butchart Bahçeleri, Vancouver‘ın en popüler gezi noktalarından biri. Gül koleksiyonuyla ünlü botanik adacığında elbette Kanada ve Japonya’da yaygın bitki türlerinin egemen olduğu çeşitli bahçe ve köşeler düzenlenmiş.
Bir botanik bahçesinde olması gereken her şey Londra‘da 1840’te açılan Kew Bahçeleri‘nde fazlasıyla mevcut: Çeşitlilik, tarih, nadir türler, seralar, bilimsel takip gereçleri, rehberlik, eğitim ve staj olanakları vs vs. Yaşayan 30 binden fazla türle dünyanın en büyük ve en çeşitli botanik ve mikolojik koleksiyonlarını barındırdığı söylenen kompleks içindeki herbaryumdaysa 7 milyonun üzerinde bilimsel yöntemlerle kurutulmuş bitki örneği sergileniyor.
Cape Town‘daki Masa Dağı’nın doğu eteğinde yer alan Kirstenbosch bahçeleri, tam 5.26 kilometrekarelik bir alan üzerinde kurulu. Sadece yüzde 10’luk kısmı işlenmiş ve düzenlenmiş olan bahçelerin geri kalanıysa tamamen yabanıl.
Kraliyet Botanik Parkı, Sidney’in tam kalbinde gökdelenlerin arasında bulunuyor. Bu park Avustralyalılar için şehir hayatının ayrılmaz bir parçası olmuş durumda. Sidney Köprüsü ve Opera Binası manzaralı botanik park, kıtaya özgü bitki florasına ev sahipliği yapıyor. Aynı zamanda Avustralya ile özdeşleşen ve uçan tilki olarak bilinen meyve yarasaları da burada yaşıyor.
1931 yılında 75 hektarlık bir alan üzerine kurulan Montreal Botanik Parkı, her sene farklı bir konseptle ziyaretçilerini karşılıyor. Buranın bahçe sanatı dünyanın pek çok botanik parkının ilham kaynağı oluyor. Özellikle ağaçlardan yapılmış hayvan ve insan figürleri parkı cazibe merkezi haline getiriyor. Burası hem Kanada’nın endemik bitkilerine hem de Çin ve Japonya’dan getirilen çeşitli bitkilere ev sahipliği yapıyor. Uzak Doğu bitkilerinin sergilendiği bonsai ve penjing koleksiyonları kesinlikle görülmeye değer.
Atatürk Arboretumu, İstanbul Üniversitesi Orman Fakültesi öncülüğünde 1961 yılında açılıyor. İstanbul’da doğayla baş başa kalmak isteyenlerin vazgeçilmez adresi olan bu bahçe, 345 hektarlık bir alan içinde binlerce bitkiye sahipliği yapıyor.

Bu İçeriğe Ne Tepki Verirsiniz?