Yaşam

Tutarlı Olmak: Görüşleriniz ve Yaptıklarınız Bir Mi?

Hepimiz küçüklüğümüzde aile ilişkilerimizde ve okulda arkadaşlarımıza ve öğretmenimize karşı sözlerimizin arkasında durmamız gerektiğiniz öğrenmedik mi? Çünkü bu bizim vaat ettiğimiz sözcükler davranışlarımıza yansıtmamız oldukça önemliydi, bu yüzden sözleri ve davranışları tutarlı bir insan olmak gerektiği öğütleriyle büyüdük. Dolayısıyla bizlerin söylediği gibi davranmamız, içimizin dışımızın bir olması, bütün ahlâk öğretileri ve bütün dinler tarafından yüceltilen bir özelliktir.

Beyninizin, ruhun istediği ve beklediği değişime olan tepkisidir tam olarak bir tanımlama yapacak olursam, “dur orada değişme, az değiş, yavaş değiş” diyebilmek bile tutarlılıktır. "oturmuş sistemlerinizin, bazen dellenip ayağa kalkmamalarını sağlayan siboptur, sigortadır… ama tabii gemi misali çok "tut"ması da iyi değildir bazen, birden bırakırsa kusarsınız. Hatta bizim bitmek bilmeyen kişisel gelişiminizde de bu kavram ve onun beraberinde getirdiği gereklilikler, ancak büyük bir çatışma sonucunda tam olarak yerine oturabilir. Ama siz hayatınızda ne kadar erken bir şekilde bu ayarı tutturursanız, öyle de götürmeniz daha kolay olacaktır. Tabii bunu yapmak bazen kolay olmayabilir, siz ne kadar tutarlı bir yapıya sahip olursanız olun toplumun sizden istediği gerekliliği yerine getirmek istediğinizde bu tutarlılığınız bir yerde felç geçirebilir, kendimi oldum olası tutarlı olarak biri gördüm, tutarsızlıklarım da oldu, istemediğim bir ortamda uyum sağlayamadım, düşüncelerime ters gelen ortamlarda düşüncelerimi ya belirttim ya oradan hızlıca uzaklaştım,” nabza göre şertbet” deyimi vardır ya ben onu hiç işte beceremedim, tanıyanlar bilir hep bir çizgim vardır. Yasemin kimdir? Diye sorsalar eminim ki herkes iyi ya da kötü aynı cevabı verir. O yüzden bu yaşamda iyi ya da kötü ne olursanız olsun bir çizgisi olmalı insanın, emin olun kaybetme olasılığınız sıfırdır.

Dünya bazen gerçeklerle, bazen yalanlarla, bazen iyilerle, bazen kötülerle bezelidir, ama bunları iyi, kötü, güzel, çirkin, yalan diye betimleyen bizzat biz insanoğluyuz. Her insan kendi dünyasının renklerini kendisi çize, bunu fark etmesek bile, bu yüzden kendileri de bir resim çizmiş bir varlığa doğru her zaman çekilirler. İnsanların nasıl var olduğu konusunda milyonlarca yerde gerçekleşen milyonlarca ihtimalin birinin canlılığı vermesi aslında daha mantıklı olsa da, insanlığın zaman ve mekândan bağımsız bir yaratıcı tarafından bir anda dünyaya getirildiğine inanır. Çünkü canlı beyni neden-sonuç ilişkisiyle çalışır ve düzensizliği kabul etmez, ortada bir olgu varsa bunun nedeni, sonucu ve bir amacı mutlaka olmalıdır, tüm bunlara rağmen oysa ki tüm dünyada bir kaos hakimdir. Eee dolayısıyla yemek yeme alışkanlıklarınız gibi, tavırlarınız ve alıp vermeleriniz (çünkü sindirimde olduğu gibi, hayatta ve tavırlarımızda da sürekli gümrük kapılarından içeri dışarı bir şeyler geçirtiyor gibiyiz zannımca) de bazı kurallara göre islemektedir. Siz sürekli bu gümrük kanunlarınızı değiştirirseniz, kişiye göre uygulamalarınız farklılık gösterirse, kendinize hesap vereceğiniz gün çok zorluk çekersiniz her şeyi boş verin bir kere kendinize olan güveninizi yitirirsiniz, kendimize güven her şeyden çok önemli değil midir? Kendimize öz saygımız için, kendimizden ödün vermemek için yaşamıyor muyuz zaten bu hayatı? Tüm bunların bir kere ucunu kaçırırsanız toparlamanız bir daha öyle kolay olmayabilir.

Yine mesela bir iş başvurusunda bulunduğunuz zaman, çoğu insan yapabilecekleri, nasıl başarılı olacakları konusunda vaatlerde bulunur, hata çoğu insan vaat ettiklerinin pek çoğunun azını gerçekleştirir, bunun tam tersi olarak yapabileceklerinin direkt olarak söyleyen insanlar da başarısız, hatta yetersiz oldukları algısını oluştururlar. Abartmak, olduğundan daha iyi biri gibi olduğunu göstermek sadece aslında reklamlara özgüdür. Ama bazı insanlar neredeyse karşıdaki insana kendini başarısız göstermek fobi haline gelmiştir, bu yolda abarttıkça abartır, hatta yine çok yakınımda olan birinde bu durumu oldukça yaşıyorum, takdir görmemek, eleştirilmekten korktuğu için onlarca var olmadığı ruha dönüşür ki ben kendisini hala çözmüş değilim, bir insan ya iyidir ya kötüdür, ya ak ’sın,  ya da kara ’sın, griye bürünmekte ne oluyor? Karşımda insan sırf beni sevmeyecek sırf beni eleştirecek diye neden kendimden ödün verip de tutarsızlık gösterim, bir bakıyorum müthiş iyi biri, yardım ediyor koşturuyor, bir bakıyorum yardım ettiğine bağırıyor çağırıyor? Sevdiğini söylerken aynı anda sevmediğini de söyler, e hani tutarlılık? Bazen izlerim çözmeye çalışırım yok çözemem, bazen düşünürüm acaba tüm bu tutarsızlıklarından kendisi hiç yorulmadı mı? Ya da kendini hiç eleştirmedi mi? Hepimizin olmadı mı tutarsızlıkları elbette olmuştur, sonuçta açık ve şeffaf olmak, içi dışı bir olmak her zaman gerçekçi de olmayabilir. İnsanın değer yargılarıyla içinde bulunduğu ortamın değerlerinin uyuşmadığı durumlarda bir insanın düşüncesini açıklaması riskli de olabilir. Kendi duruşunu, görüşünü ve planlarını açıkça anlatan insanlar, bazı ortamlarda kendilerini tehditlere ve saldırılara da açık hale getirirler. (örnek: ben)

Her ne kadar söylediğimiz gibi davranmak bir erdem olsa da pek çok insan bu standardı her zaman tutturamaz. Bu nedenle bir insanın dediğini yapamaması her zaman onun karakterinin zayıf olduğu anlamına gelmez; karakter bütünlüğüne sahip olan insanlar bile bazı durumlarda söylediklerini yapamayabilirler, Elbette olacak sizin de belki yüzde yüz tutarlı davranamayacağınız anlar olacak, ki muhtemelen bu gibi durumlarla uğraşırken ortaya çıkan tartışmalardan ve tutarsızlıklardan hoşlanmıyorsunuzdur. Mesela sizin savunduğunuz siyasi görüşe tam zıt bir görüşü olan bir partneriniz olabilir ya da arkadaşlarınız olabilir, çocukları seviyor olabilirsiniz ama çocuk yapmak istemiyorsunuzdur, en basiti savunduğunuz ne varsa tam tersi biri ile karşılaştığınızı ve ondan hoşlandığınızı düşünün, gelecekte sizi neler beklediğini aynı anda düşünün, sonuçta siz eğer düm düşünce değer yargılarınıza ya da inanışlarınıza ters birisiyle bir hayat geçirmek istiyorsanız üzgünüm ama sonucu hayal kırıklığı olacaktır, örneğin; hayvanları seviyorum evimde kedi bakıyorum, diğer bireyde hayvanları seviyor o da evinde köpek bakıyor, süper müthiş anlaşıyorsunuz ama kedileri sevmediğini hatta kedilerin tüyünden nefret ettiğini söylüyor, tüm o gelecek hayalleri falan bir anda gözümde kayboluyor, usulca o bireyden uzaklaşırım, sonuçta bu ileride bir uyum eksikliği getirecek bana.

Aynı uyum eksikliği, kendinizi dengeyi bulmaya zorladığınız zihinsel stratejiler (işe yaramaz) üretmeye başlasanız bile pek işe yaramayacaktır. Mesela kendi içinizde çatışmalar yaşadığınızda, karşıt fikirlerle bilişsel uyumsuzluklar inşa edersiniz. Bu genellikle kendi psikolojik rahatsızlığınızı azaltmak için değerlerinize aykırı olan bir şeyi haklı çıkarmanıza yol açar, dedim ya bunlar işe yaramayacaktır çünkü bir bakmışsınız daha büyük hayal kırıklığına ve endişeye sebep olmuş. Sürekli olarak tutarsız davrandığınızda ne olur biliyor musunuz? Doğal benliğiniz ile algılanan benliğiniz arasına büyük bir mesafe koymuş olursunuz, bu da işleri iyice karmakarışık hale getirmeye başlar, anlaştığınızı sanırsınız, çünkü var olduğunuzdan farklı gösterirseniz kendinizi, bu bir yerde patlak verecektir, sonucu toparlaması imkânsız sonuçları doğurur, kafayı yersiniz, kendinizi tanımakta bile güçlük çekersiniz, ciddiyim bakın! sonu şizofreniye bile gidebilir ve kesinlikle abartmıyorum… Psikolojik olarak daha huzurlu olmayı garanti olmayı istiyorsanız tutarlı olmak için elinizden gelenin fazlasını yapmak zorundasınız, bunun için size önereceğin GÜNLÜK BİR DOZ CESARET :) . Tabi her zaman görüşlerinizle, düşüncelerinizle, inançlarınızla hareket etmek işleri biraz karıştırabilir ama unutmayın benlik saygınızın sağlam kalacağını garanti ederim.

Tüm bunların yanında tutarlı olmak, içi dışı bir olmak hem her insanın sahip olmak istediği bir erdem hem de insanı en çok zorlayan konuların başında gelir, ama ben size yine de iyi veya kötü olsun bu fark etmez bir gerçeğiniz bir doğanız olsun, zaten dünya iyi ya da kötü üzerine kurulmadı mı? Yeter ki karakterli olun, kendi düşünceleriniz olsun bırakın tartışalım karşı görüş de olalım ama kendiniz olun canımı yiyin :) . E sonuçta karakter bize doğuştan kazandırılmış bir özellik değildir, aynı evin içinde de olsak anne, baba kardeşlerimizden farklı karakterlere sahip olabiliriz, anlaşırsın ya da anlaşamazsın tartışmalar yaşarsın ama bir karakterin vardır ve bu sizin karakteriniz yaşadığınız olaylardan, tanıştığınız insanlardan, bulunduğunuz ortamlardan, her gün yaptığınız seçimlerle, aldığınız kararlarla, olaylar karşısında aldığınız tavırlarla şekillenir. Sahip olduğunuz değerleri ne olursa olsun her günkü tercihleriyle hayata yansıtmalısınız.

Tutarlılık; Giymeye değer mücevher; Tartılmaya değer çapa; Dokumaya değer iplik; Kazanmaya değer bir savaştır. “  Charles Swindoll

İlgili Haberler

Hakkımızda

Seni Sen Yapan Değerlere Dönüş Hareketi