İlginizi Çekebilir

Tüyler Ürperten Dünyanın Terk Edilmiş Şehirleri

Dünyamız, şehirlerimiz, ülkelerimiz, zaman geçtikçe değişime uğramışlardır. Bazı şehirler vardır ki, doğal afetlerden, maden yangınlarından veya siyasal sorunlardan boşaltılan, savaşlardan ya terk edilmiş ya da nüfusu ciddi oranda azalmışlardır, hatta bazıları haritadan bile silinmiştir.Her biri içinde barındırdığı etkileyici hikayeleriyle dikkatleri üzerine çeken yerler. İşte, aralarında Türkiye'nin de olduğu dünyanın dört bir tarafından talihsiz olaylar sonucunda terk edilmiş şehirler.
İlk gördüğünüzde burası Paris sanabilirsiniz, fakat burası Paris değil, Çin'in hatta dünyanın terk edilmiş en pahalı hayalet şehri Ordos. İçerisinde tiyatro ve sinema salonları, lüks villaları, müzeleri ve ekonomik fiyatlara sahip toplu konutları var. Bu hayalet şehir başta 1 milyon kişinin yaşaması için tasarlanmış ancak nedense beklenen oranın yalnızca yüzde ikisi bu hayalet şehre yerleşmiş.
Burası zengin aristokratların yaşaması için tasarlanmış bir tatil köyü. Proje oluşturulurken hem ülkenin turizm gelirine katkı sağlaması düşünülmüş hem de yapımı tamamlandıktan sonra şehre alt tabakadan kimsenin giremeyeceği duyurulmuş. Fotoğraflarından da görüldüğü gibi San Zhi'deki yapıların farklı tasarımları dünyanın her yerinden ziyaretçileri kendine çekmesi için fütüristtik bir yaklaşımla yapılmaya başlanmış. Ancak burası için hiçbir şey planlandığı gibi olmamış. Şehrin yapımı esnasında çalışanların başına ölümcül kazalar gelmeye başlamış. Ölümle sonuçlanan bu kazaların duyulmasıyla birlikte proje insanların gözünden düşmeye başlamış ve projeye alıcı bulunamadığı için de herkes elini ayağını çekmeye başlamış. Hal böyle olunca da San Zhi hayalet bir şehir olarak kalmaya mahkum olmuş.
Bir zamanlar dünyanın en fazla kömür çıkarılan adasıyken artık herkesin unuttuğu hayalet bir ada, Hashima. Adanın kaderi 1887 yılında kömür yataklarının bulunmasıyla değişmişti. İnsanlar bu kömür madenlerinde çalışmak için akın akın adaya gelmeye başladı ve öyle çok geldiler ki bir dönem burası dünyanın nüfus yoğunluğu en fazla olan yeri olarak ilan edildi. Bir süre sonra Mitsubishi şirketi adayı satın aldı. Bu alımla birlikte kömür madenlerinden maksimum verim alınmaya başlandı, hatta bir dönem bu maden ocakları deniz seviyesinden 1100 metre altına kadar indi. Ancak sanayi şirketlerinin bir süre sonra kömür yerine petrolü tercih etmesiyle bu adanın da hayalet bir şehir olma yolculuğu başlamış oldu. Son olarak 1974'de şirket buradaki tüm madenlerin kapatılmasına ve adanın boşaltılmasına karar verdi. O günden bugüne ada terk edilmiş hayalet bir şehir.
Etrafındaki verimli düz ovalara karşın Craco oldukça dik bir bölgede yer almaktadır. 1981 yılında nüfusu 2000 civarında olan şehir, kuraklık, deprem, heyelan gibi sebeplerden nüfusunu kaybetmiş ve son olarak 1963 yılında da şehirde kalan son yerli halkın ayrılmasıyla terk edilmiş bir bölge olarak kalmıştır.
Terk edilmiş elmas madeni kasabası olan Kolmanskop’a 1900’lü yılların başında müthiş yatırımlar gerçekleşti. Elmas bulup zengin olma hayaliyle gelen binlerce kişiyle dolup taşan şehire, kumarhane, lüks konut evleri, tiyatro olmak üzere birçok yatırım yapıldı. Elmas madenine düşen talebin 1. Dünya Savaşı’ndan sonra azalmasıyla beraber kent 1950’lerden itibaren nüfusunu kaybetmeye başladı. Şehirdeki evler zamanla çöktü ve kumlara gömüldü. Kolmanskop şimdilerde hayalet bir şehir görünümünde.
Pripyat denilince belki kimse anımsayamaz ama Çernobil denilince eminiz ki herkes hatırlar yaşanan o talihsiz olayı. 26 Nisan 1986 gecesi saat 01:23'te bir dizi hatalar nedeniyle Çernobil Nükleer Santrali patladı. Reaktörün yanı başında yer alan Pripyat şehri bu patlamadan en çok etkilenen şehir oldu. Şehirde yaşayan ve hayatta kalan yaklaşık 49 bin kişi, iki gün içerisinde tahliye edildi. Patlamadan dolayı hayatta kalan binlerce kişi maalesef ki radyoaktif serpintiye maruz kaldı ve bir süre sonra tüm bu insanlar oldukça ağır sağlık sorunlarıyla boğuşmaya başladı. O zamanlar Sovyetlerin hakimiyeti altında olan Pripyat ve çevresi karantina altına alındı. Pripyat 26 Nisan 1986 gecesine kadar hayat dolu kıpır kıpır bir şehirken artık bomboş ölü bir şehir. Bilim insanlarına göre aradan 900 yıl geçse dahi şehirde bir insanın yaşaması için uygun çevre şartları asla oluşmayacak.
Tomioka ‘daki Fukuşima Nükleer Santrali'nde, 11 Mart 2011 yılında, Çernobil'den sonra dünyanın gördüğü en büyük nükleer facia yaşanmıştı. Aradan 8 yıl geçti ve geçtiğimiz aylarda Fukuşima'daki nükleer felaketin izleri raporlardı. Rapora göre dünyaya yayılan radyasyonun azalmadığı, aksine arttığı duyuruldu. Bölgede halen kimse yaşamıyor ve şehir tamamen boşaltılmış durumda. O zamanlar yaklaşık 16 bin kişinin yaşadığı Tomioka kasabası ve nükleer santralin çevresindeki tüm yerleşim yerleri radyoaktif sızıntı riskinden dolayı tamamen boşaltılmış durumda.
Hollywood yıldızlarının hatta Marliyn Monroe ve Sophia Loren'nin bile tatil için geldiği söylenen Maraş ya da diğer adıyla Varosha (Varoşa), Kıbrıs'ın Gazimağusa ilçesinde yer alıyor. Kıbrıs Barış Harekatı'na kadar Maraş sahilleri Akdeniz'in en popüler tatil noktaları arasında yer alıyordu ve dünyanın dört bir köşesinden gelen turistleri lüks otellerinde ağırlıyordu. 13 Ağustos 1974 günü son bulan İkinci Kıbrıs Harekatı sırasında Maraş, Türk Silahlı Kuvvetleri tarafından ele geçirildi ve Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nin aldığı kararla birlikte boşaltılarak şehir sivil halka kapatıldı. Bir zamanlar modern mimarisiyle dünyanın önde gelen lüks turizm merkezlerinden biriyken şimdilerde tam bir hayalet şehir.
Burası Kanada'nın Saguenay-Lac-Saint-Jean bölgesinde yer alan hayalet bir kasaba ve kaderi tıpkı Japonya'nın Hashima Adası gibi. Nasıl mı? Bölgeye 1901 yılında kağıt fabrikası kurulur. Fabrikanın kurulmasıyla birlikte çalışmak için gelen işçiler fabrikanın olduğu alana evlerini yaparak şehri kurmaya başlarlar. Ancak fabrikanın 1927 yılında kapılmasıyla Val-Jalbert'te yaşayan insanlar çalışılacak başka bir iş olmadığı için burayı terk ederler. 80'ten fazla yapısıyla Val-Jalbert, dünyadaki terk edilmiş hayalet şehirler arasında günümüze kadar en iyi şekilde korunarak gelmiş olanı.
Ülkemizde sadece Kayaköy değil farklı sebeplerle terk edilmiş birkaç yer daha bulunmakta. Bizim Kayaköy'ü seçmemizin sebebi ise hikayesiyle en çok etkileyen yer olması. Burası Muğla'nın en sevilen tatil beldelerinden biri olan Fethiye'de kurulmuş bir Rum köyü. Cumhuriyetin kuruluşuna kadar capcanlı bir hayatın yaşandığı Kayaköy 1923 mübadelesi ile birlikte yavaş yavaş boşaltılmış ve kaderine terk edilmiş. Muazzam bir doğaya sahip olan köy, artık terk edilmiş evler ve harabeye dönmüş kiliselerden ibaret.

Bu İçeriğe Ne Tepki Verirsiniz?