İlginizi Çekebilir

Kumaş Deyip Geçmeyin (2)

BÜRÜMCÜK: XV. yy. Osmanlı kayıtlarında bürümcük tabiriyle geçen bir kumaş türüdür. Yüksek (fazla) bükümle elde edilen ham ipek iplikle, genelde bez ayağı örgüyle dokunurdu. Daha sonra pişirme denen kaynatma işleminden geçirilen bürümcük, bu işlem sebebiyle ipliklerde oluşan çekilme sonucunda kumaş yüzeyinde kıvrılmalar ve bükümler meydana gelir. Kumaş adını, kendi özelliğini oluşturan bu kıvrımlardan almaktadır. Ham ipekten dokunan bürümcüklerde bez ayağı örgüsü kullanılmakla birlikte, pişmiş ipekten yapılanların da bükülmeyi arttırmak için, krep türü farklı bir örgü kullanılır. Kadınlar için yapılan bürümcüklerin atkı ve çözgüsü ipektendir. Helalu denen ve erkekler için dokunan bürümcüklerde ise çözgü pamuk, atkı ipek ipliktendir. Çözgüde yer yer pamuk iplik kullanılarak yollu dokunan bürümcükler de yapılmıştır. Beyaz pamuk iplikle dokunduğunda, bu yollar mat bir görünüm verir. Bunların renkli ipliklerle dokunan ya da dokunduktan sonra boyanan türleri de vardır. Bürümcük XV Ile XıX. Yy.lar arasında başta Bursa olmak üzere, Bilecik, Alaşehir, Muğla, Denizli ve İstanbul’da dokunuyordu. Bunun yanı sıra zıbın, peştamal, yorgan astarı vb. eşya yapımında da kullanılırdı. İpekli kumaşların giderek ortadan kalkmasıyla bürümcük de çeşitli adlar verilen pamuklu kumaşlar arasına katılmıştır. Türkler arasında özel bir rağbet gören bürümcük, düğünlerde gelin ve damatların gömlek yapımında da kullanılmıştır. Yaka ve kolları gelinlik kız tarafından iğne oyası ile işlenen bürümcükler el tezgâhlarında dokunduğu için dar enli olurlar ve çoğu zaman da bir gömleklik top halinde üretilirdi. CANFES:  Atkı ve çözgüsü ipek iplikten olan ve genellikle bez ayağı örgüyle dokunan; perdahsız, tafta türü bir kumaştır. Canfes perdahsız olduğundan yıkandığı zaman parlaklığını ve kendine özgü sertliğini yitirmediğinden, özellikle saraylı kadınların beğenisini kazanmıştır. Osmanlı döneminde özellikle XVII. yy.da saraydaki kadın giysilerinin çoğu canfesten yapılıyordu. Bunlar tek canfes ve çift canfes olmak üzere başlıca İki kalitede dokunuyordu. Tek canfeslerde çözgü telleri, gücülerden tek kat olarak geçirilirdi. Çeşitli renklerde bez ayağı örgüyle düz dokunanları yanında atkı ve çözgüsü farklı renkte yapılanları da vardır. Genellikle çözgüsü mor, atkısı sarı olurdu. Bu tür canfeslere bukalemun, yanar-döner de denirdi. Çift canfeslerde ise çözgü iplikleri gücülerden iki ya da daha fazla katlı olarak geçirilir, oluşan örgü, atkı ripsi görünümü verirdi. Atkı sıklığı, çözgüye oranla daha fazlaydı. Canfeslerin en kalitelileri İstanbul ve Bursa’da dokunanlarıydı. Yaklaşık 55-60 cm. eninde dokunan canfeslerden kadın giyiminde elbise, cepken, şalvar, ferace; erkek giyiminde mintan yapılırdı. Ayrıca canfesler yorgan yüzü, bohça vb. eşyaların yapımında da kullanılıyordu. ÇATMA: Düz zemin üzerine kadife tekniğiyle kabartma motifler oluşturularak dokunan eski bir desenli kumaş türüdür. Çatma, kadifelerde desenlendirme genellikle düz bir zemin üzerine renkli hav çözgüleriyle yapıldığından, motifler zemine göre daha kabaktır. Bazı çatma türlerinde ise zemin alanlarının havlı, motiflerin düz olduğu görülür. Aynı kumaş üzerinde her iki tekniğin uygulandığı örnekler de vardır. Bursa çatması, Washington Textile Museum’da sergilenmekte olan örneklerden birini teşkil eder. Bursa, Bilecik, Üsküdar, Karaman, Göynük (Bolu), Eski Aydos (Bulgaristan) yörelerinde dokunan çatma kadifeler arasında en beğenilenleri Üsküdar çatması ve Bilecik çatmasıydı. Ahmediye adı verilen İstanbul ve Bursa’da dokunan kumaşlar (çatmalar) daha çok döşemelik olarak kullanılıyordu. Çatma kadifeden yastık, kaftan ve döşek yüzü yapılıyor, perdelik ve döşemelik olarak da kullanıyordu. Çatma kumaşların boyut/arı Bursa Nizamnamesi’ne göre endaze olurdu. Fransızlar bu tür kumaş/ara Valou~a Double Hauteur adını verirler. Eski kayıtlarda ala, evsad, edna cinsleri ve kadife-ı çatma isimleriyle geçmekte. Arşiv kayıtlarına göre; 1481–1486 yıllarında sancağa çıkan şehzadelere verilen eşyalar arasında “Miraharf kaftan” olarak ta geçmektedir. ÇEKME: Bir çizgisi ipek, bir çizgisi pamuk ipliğiyle bezayağı örgüde dokunan bir çeşit yollu kumaş türüdür. Çekme, krep ile bürümcük arası bir görünümdedir. Bursa’da dokunan ve Bursa çekmesi adıyla bilinen türü meşhurdu. Pamuk ipliğiyle bez ayağı örgü tekniğinde dokunmuş ve üzeri baskı yöntemi ile desenlendirilmiş bir dokuma türüdür. Pamuk ipliğiyle seyrek olarak dokunmuş ve üzeri baskı ile desenlendirilmiş tülbent şeklindeki başörtülük kumaşlara ise yazma denilmektedir. ÇİTARİ: Bir tel ipek, üç tel pamuk ipliğiyle, bez ayağı örgüde dokunmuş bir yollu kumaş türüdür. Genellikle çubukları sarı ve kırmızı olup daha çok Şam’da dokunurdu. Çubukları desenli olarak dokunmuş olanları da vardır. Çitarinin Kırk kalem, fındıklı, makaslı, aşağı çitari olarak adlandırılan çeşitleri vardır. Çarşaf yapımında kullanılan çizgili bir kumaş türüdür. ÇUBUKLU: Peştamal veya elbiselik yapımında kullanılan paralel çizgileri olan bir kumaş cinsidir. Zemini küçük çiçeklerle süslü olanları da vardır. CUHA: Çözgü ve atkısı tek kat yün ipliğinden, genellikle dimi ya da bez ayağı örgüyle oldukça sık dokunmuş kalın bir kumaş türüdür. Çuhaya, dokunduktan sonra terbiyelemek amacıyla; dinleme, fırçalama, makaslama işlemleri uygulanır ve mengeneden geçi rilerek perdahlanırdı. Çuha nın çözgüsü atkıya oranla daha sıktır. 1832’de çuha do kumak amacıyla gerekli  tez gâh ve ustalar Fransa’dan ge tirilerek, İstanbul Beykoz’da bir çuha fabrikası açıldı. Yapağı gereksinimi Aydın, Kü tahya ve Bergama’dan sağla nıyordu. 1835’te de İslimye’de (Bulgaristan) bir çuha fabri kası kuruldu ve 1836’da yerli yapağıyla deneme üretimine başlandı. 1848’de tam anla mıyla üretetime geçen fabrikada dokunan çuhalar, askeri giyim üretiminde kullanılıyordu. Törenlerde verilen armağanlar içinde de yerli olan çuha, giyim kuşamdaki değişimlere paralel olarak daha az tüketilmeye başlandı ve üretimi giderek düştü. Yeniçerilerin giyimleri İçin kendilerine, yılda bir defa olmak üzere çivit renkli Selanik çuhası dağıtılırdı. Yayabaşılara ise yeşil Selanik çuhası verilirdi. Sela nik çuhasını Yahudiler dokur ve bu hizmetlerine karşılık, tekâlifi örfiye ve avarızı divaniye vergilerinden muaf tutulurlardı. DAKYE: Erkek giyiminde kullanılan saten örgüyle dokunmuş çizgili bir kumaş türüdür. Çubukları çeşitli renklerdedir. DAMASKO: Geleneksel kumaş çeşidi olarak Osmanlı’da ipek ve keten karışımıyla dokunmuş ve adına Şam kumaşı veya dimişt de denmiştir. Damaskolar Ortaçağ’da Şam tezgâhlarında dokunarak blam ülkelerine ve Avrupa’ya da gönderilmiştir. Daha sonraları Venedik ve Genova şehirlerinde damaskoların taklitleri yapılmaya başlanmış olup; çoğu zaman döşemelik, sofra örtüsü vb. yerlerde kullanılmıştır. DİB: İpekle düz bir zemin teşkil edecek şekilde dokunan, sade bir kumaş türü olup daha sonra üzerine altın ve gümüş telle işleme yapılmıştır. Bunlara sade arşın kumaş da denilmektedir.     DİBA: Canfes’in daha kalını olarak bilinir. Motif atkılarında kılaptan, sırma, sim gibi altın ve gümüş iplikler kullanılarak dokunmuş ipekli veya kadife bir kumaştır. Diba kumaşların atkı ve çözgü iplikleri ipektendir. Genellikle saten örgü kullanılır. Ağır bir ipekli kumaş olan dibanın ilk kez Uzak Doğu ve Orta Asya’da dokunduğu sanılmaktadır. Yazılı kaynaklar Göktürk, Uygur ve Hazar Türklerinde bu kumaşın önemli bir yeri olduğunu ve çok kullanıldığını göstermektedir. Tarihi kaynaklarda Selçuklu sultanı Alaeddin Keykubad’ın, Osman Bey’e gönderdiği armağanlar arasında diba ve Rimt adlı bir kumaşın da yer aldığı görülür. DURMAC: Şal biçiminde bir tür ipekli kumaş çeşididir. EBRE: Hareli ve dalgalı bir kumaş türüdür. EHRAM (İHRAM): Anadolu’da kadınların dışarı çıkarken üzerlerine örtündükleri doğal renkli yünlerden genellikle bez ayağı örgüyle dokunmuş, kareye yakın dikdörtgen biçimi örtü kumaşıdır. Anadolu’nun Doğu ve Güneydoğu bölgelerinde bugün de dokunan ve kullanılan ihram, Osmanlılar döneminde car, çarşaf ve feracenin yanı sıra kadın giyiminde de görülür. İhramlar da carlar gibi uzun kenarı insan boyunu aşacak şekilde iki kanat halinde dokunur ve daha sonra kenarları dikilerek kullanılırdı. Yünden dokunan ihramlar genellikle kareye yakın dikdörtgen biçimindedir. İhramlar düz ve desenli olmak üzere iki türü vardır. Düzleri, el eğirmesi yün ipliğinden bez ayağı örgüyle dokunur. Çözgü ve atkı iplikleri tek katlı olmasına rağmen, fazla bükümlü olması nedeniyle kumaş, bürumcük gibi kıvrımlı bir görünüme sahiptir. İhram renkleri genellikle doğal yün renklerindedir. Beyaz, mor (kahverengi) ve siyah, en çok görülen renklerdir. Doğal renklerin harmanlanmasıyla bazı ara tonlar da elde edilebilir. Ayrıca özel olarak yeşil, kırmızı, pembe, sarı ve pek az olarak mavi renklerde dokunmuş olanları vardır. Bu yazı hazırlanırken tekstilbilgi.net ten faydalanılmıştır

Bu İçeriğe Ne Tepki Verirsiniz?