İlginizi Çekebilir
Doğala Doğru

İnsanlardan Hayvana: Dans Etmenin Evrimsel Yolculuğu

Doğala Doğru

Neredeyse tüm insanların hayatlarında bir kez de olsa neden dans ettiğini hiç düşünmüş müydünüz? Dans etmek, günlük hayatımızda bize bir alışkanlık gibi ya da bir faaliyet gibi gelse de; gerçek bunların çok ötesinde olabilir. Dr. Aniruddh Patel’in YouTube’da karşılaştığı bir video da bu tezi doğrular nitelikte. Bir papağanın çalan şarkıya senkronize bir biçimde, tekrarlanan hareketlerle ritme ayak uydurduğu bir video, San Diego Nörobilimler Enstitüsü’nde çalışan Dr. Aniruddh’ın dikkatini çekiyor. Ona göre bu videoyu diğer eğlenceli hayvan videolarından ayıran özellikse, şu zamana kadar sadece insanların müziğe uyum sağladığını düşünen bilim adamlarını yanıltacak bir nitelikte olması oluyor.

Current Biology’de Yayınlanan Deney

Bu gelişmeler üzerine doktor, papağanın sahibiyle iletişime geçerek bir deney yapmak istediğini söylüyor. Current Biology’de yayınlanan deney sonuçları da gösteriyor ki, bu papağan müziğin ritmine göre hareketlerini yavaşlatabiliyor ya da hızlandırabiliyor. Beyin hareketlerini koordine etme konusunda bir devrim yaratabilecek bu bilgi, diğer bilim insanlarına da gelecek araştırmalar için büyük bir ilham oluyor. Hatta öyle ki dansın, hareket bozukluklarına neden olan rahatsızlıklara bile çözüm olabileceği öngörülüyor. Yapılan başka bir deneyse titreme semptomlarıyla belirti gösteren Parkinson hastalarının hiç hareket edemediği durumlarda bile müziğe eşlik ederek adım atabildiğini söylüyor.

Yapılan başka araştırmalar da dansın evrimden gelen bir olgu olduğunu gösteriyor. Doktor Patel’da dansın karmaşık bir beyin yapısı gerektirdiğini belirtirken; doğada bulunan yunus, fok ve ötücü kuşların da bu yeteneğe sahip olduğunu söylüyor. Peki, dansın evrimdeki yeri ne olabilir?

Eş Seçimi

İçgüdülerle hareket edilmesi olarak da ifade edilebilecek dans, özellikle hayvanlarda eşini elde tutmak için önemli bir araçtır. Örneğin kuğular, çiftleşecekleri eşleriyle beraber dairesel hareketlerle su üzerinde hareket eder. Böylece eşler birbirinize cazip görünürken aynı zamanda kendilerini diğer kuğulardan da farklı kılar. Dr. William Michael’de bu konuda; “Birlikte iyi bir koordinasyon içinde dans eden çiftler, birbirlerine yüksek derecede bağlı ve adanmış oldukları mesajını verirler. Birbirlerine o derece adanmışlardır ki, görünüşünüz ne kadar güzel olursa olsun bu insanla birlikte olma şansınız yoktur.’’ yorumunu yapıyor. Yani bu durumu sadece hayvanlara indirgemek pek de doğru olmayacaktır. İnsanlar da aynı şekilde belki de farkında olmadan bilinçaltında yatan bu durumu yansıtıyor olabilir!

Dayanışma

Eş seçiminde dans, ayırıcı bir özellik olduğu gibi toplumların dayanışma kavramlarının gelişmesinde de etkili olmuştur. Özellikle eski çağlarda yaşamanın öznesi haline gelmiş dini ritüellerde ya da tapınmalarda sık sık dans hareketlerine rastlamışızdır. Sosyal evrimin ve zeka evriminin de gerçekleşmesinde dansın etkileri görülmüştür. Dans, toplu etkinliklerde insanları aynı hedefe doğru iyice kamçılarken; aynı zamanda bedenlerinin de sınırlarını keşfetmesine neden olmuştur.

Charles Baudelaire’nin de dediği gibi “Dans etmek, müziğin gizlediği tüm gizemi ortaya çıkarabilir.” Ancak biz sadece müziğin ritmini değil, evrimin de gizemini çözebileceğine inanıyoruz!

Bu İçeriğe Ne Tepki Verirsiniz?