İlginizi Çekebilir
Doğala Doğru

Aç kal, Sağlıklı Kal

Doğala Doğru
Açlıkla tedavi 1920’li yıllardan beri uygulanmaktadır.
Doğala Doğru
36 saat, 72 saat ve 10 günlük periyotlar şeklinde uygulanmaktadır. Yediğimiz zararlı gıdalar, soluduğumuz kirli hava, kullandığımız ilaçlar ve bunların vücudumuzda bıraktığı atıklar… Derken vücutta çok fazla zararlı madde biriktiği için, yılda iki defa bu diyeti uygulamaya çalışanlar vardır. Uzun süreli açlıklar sayesinde vücut, glikoz ve yağ depolarını kullanmak zorunda kalır. Bu esnada beyaz kan hücrelerinin önemli bir bölümü de yok edilir. Bu durum yeni akyuvar oluşumunu hızlandırır ve bağışıklık sistemini tamamıyla yeniler.   Yapılan araştırmalara göre 3 gün aç kalmanın, insan vücudunun savunma mekanizmasını yenilediğini ortaya çıkmıştır. Özellikle savunma mekanizması hasar gören kanser hastalarının tedavisinde oldukça umut verici bir gelişme olmuştur. Metabolizmamız, gün içerisinde tüketilen gıdaları hazmetmekle uğraştığı için vücudumuzun savunma ve bağışıklık sistemi zayıflar. Açlık sırasında sindirime ayrılan zaman azaldığı için, mide ve bağırsaklar bu süreçte dinlenerek kendini yeniler. Özellikle durmaksızın çalışan karaciğerin dinlenmesine olanak sağlayan açlık, kan içerisinde yer alan akyuvarların da performansıyla vücudumuzdaki her organı ayrı ayrı dinlendirir ve hastalıklara karşı direnç sağlar.   Aç kaldığınızda, vücuttaki hücreler otofaji adı verilen hücresel bir işlemi başlatır. Bu işlem, hücrelerin parçalanması ve zaman içerisinde hücrelerde oluşan ölü ya da işlevsiz proteinlerin atılmasını sağlar. Otofaji oranının artması kanser ve alzheimer gibi hastalıklara yakalanma riskini azaltır. Sağlıksız beslenme ve hareketsizlikteki artış sebebiyle tip 2 diyabet son yıllarda önemli derecede yaygın hale geldi. Yüksek kan şekeri seviyeleri insülin direncinin artmasına sebep olur. Sağlıklı beslenme kuralları ile tutulan oruç, kan şekeri seviyelerinde önemli miktarda azalmaya yardımcı olurken dolayısıyla insülin direncinde de azalmaya sebep olur.     Oksidatif stres, yaşlanmanın yanında daha pek çok kronik hastalığa (diyabet, obezite, kanser vb.) neden olan durumlardan biridir. Yapılan araştırmalar aç kalmanın vücudun oksidatif strese karşı direncini arttırdığını ortaya çıkarmıştır. Aç kalmaktan korkmayın, çünkü ortalama 70 kilo civarında sağlıklı biriyseniz bu en az 150-160 bin kalori civarında yedek enerjinizin olduğunu gösterir. Sağlıklı bir yetişkine günde en fazla 2 bin kalori gerektiğini düşünürseniz bu yedek de en az 70-80 günlük bir yedek enerjiniz olduğu anlamına gelir. Dolayısıyla kısa oruçların sağlığınıza ciddi bir zararı olmaz. Açlıkla gelen şifa hiçte azımsanacak gibi değil. Açlık, ensülin ve leptin duyarlılığını artırır ki obezite ve diyabetten damar sertliği ve kansere kadar nerdeyse tüm kronik hastalıkların altında yatan esas mekanizma ensülin direncidir. Aç kaldıkça, büyüme hormonu salgısı (HGH) artıyor. Sağlıklı ve dinç olmada, yaşlanmanın geciktirilmesinde bu hormonun rolü çok büyük. Aç kalınca, oksidatif stres azalıyor. Hücrelerdeki oksijen radikallerinin birikiminin azalması protein, lipit ve nükleik asitlerin oksidasyondan zarar görmesini önlüyor. Açlıkla, enflamasyon hafifliyor ve serbest oksijen radikallerinin hasarı azalıyor. Açlık yağ yakımı artıyor. Açlık anında kalbe ve beyne fazla kan hücumu olmadığı için düşünme gücü artar; anlayış ve seziş kabiliyeti gelişir.   Sürekli tokluk, tembelliği doğurur ve kalbi köreltir.   Açlık, çok uyumayı engeller. Çünkü çok yiyen çok uyur. Çok uyku ise kalbi karartır, zihnin faaliyetlerini engeller, çalışmayı önler.

Bu İçeriğe Ne Tepki Verirsiniz?