İlginizi Çekebilir
Doğala Doğru

Çocukların İzinsiz Eşya Alma Durumları

Doğala Doğru

Bebekler doğdukları andan itibaren, ilk duygusal bağlanmalarını anneleriyle gerçekleştirirler.

Doğala Doğru
Annelerini, paylaşılmayacak tiplemelere benzetirler. Ve hikaye de böyle başlar, bebek ilk nefesiyle beraber tek sahip olduğu, asla yerini başka birinin alamayacağı bir dünyada yaşadığını hisseder. Bu hisler zamanla güvenli bağlanma döneminden sonra, ailenin diğer üyelerini de benimsemesiyle azalmaya başlar. Çocuk artık annesinin, kendi annesi olduğunu bilir ve kaybetmeyeceğini hissederek çevreyle iletişim kurmaya başlar.

Okul çağına gelmiş, çok fazla benmerkezcilik ve sahiplenme huylarına sahip çocuklar ise, birtakım olumsuz davranış tutumları sergilemektedirler. Bunların en başında ise, okulda gördükleri değişik nesneler olsun, arkadaşlarından gördükleri oyuncaklar olsun, öğretmenin bir eşyası veya kendisine ait olmayan bir nesne olsun, izin almadan çantalarına koyup evlerine götürebilirler. Çocukların bu davranışı sürekli yapma ve yaptığından da haz alma durumuna Kleptomani denir. Durum o kadar ciddi değil ise, çözümü de bir o kadar kolay olacaktır. Peki ebeveynler bu durumu fark eder etmez ne yapmalıdırlar? Çocuklarına ceza mı vermeliler? Hemen kızmalılar mı? Öncelikle de ortada bir sorun varsa, ilk olarak öğretmen ile iletişim halinde olmanız gerekmektedir. Öğretmeni aşan bir durum var ise, okulun rehber servisiyle de sorununuzu konuşabilirsiniz. Unutmamalısınız, önce çocuğunuz ile konuşmamalısınız. Eğer ilk etapta çocuğunuz ile konuşursanız, tepkinizi ayarlayamadığınız ve bu konu hakkında çok bilgi sahibi olmadığınız için ters etki ile karşılaşabilirsiniz. Öğretmeninizle iş birliği yaptıktan sonra ise, çocuğunuza yaklaşım tutumunuzu ayarlayıp iyi bir görüşme ortamı sağlamalısınız. Bu bireysel oyun oynadığınız bir zaman da olabilir, doğada açık havada yürürken de, masada yemek yediğiniz bir anda da olabilir. Tabii bu durumda dikkat etmeniz gereken bir diğer şey ise, davranışın gidiş sürecidir. Çocuğunuzu izlemelisiniz. Kontrol etmelisiniz, üzerine düşmelisiniz. Çok kontrolcü gibi görünmeden, eşyalarını kontrol ettiğinizi çocuğunuza hissettirmelisiniz.

En verimli iletişimler, uygun zaman diliminde yapılan iletişimlerdir. Çocuğunuzun çok yorgun olmadığı, sizin işten gelip stresli olmadığınız, rahat bir süreçte bu iletişim gerçekleşmelidir. Daha sonrasında, en önemli şey çocuğunuzla konuşurken boy hizasında ve göz temasında olmanız gerekliliğidir. Çocuklar en çok, göz temasını sağladıktan sonra sizlere karşı iyi bir dinleyici olurlar. Unutmayın, suçlamamalısınız. Konuşmalısınız. Mümkün olduğunca empati yapmalı ve yaptırmalısınız. Kendinizi çocuğunuzun yerine koyabilmelisiniz. Daha sonra da çocuğunuzun empati yapabilmesini sağlamalısınız. Şu tutumdan uzak durmalısınız. “Seni gördüm. Yaptığın şey çok yanlış. Biz sana böyle mi öğrettik? Neden izinsiz sana ait olmayan eşyaları alıyorsun?” Bu cümleler ve sorularınız, sizi çocuğunuza daha çok bağlamaz. Onun bu davranışta itici güç olmasını sağlamakla kalmaz, kendisini sizden de uzaklaştırmaya başlar. Bir süre sonra içe kapanık bir birey haline gelir. O nedenle asla bu cümlelerle çocuğunuzun karşısına çıkmamalısınız.

Çocuklar sevgiyle ve oyunla büyürler. Ona şu cümleleri kullanabilirsiniz. “Sana ait olmayan eşyaların, çantanda olduğunu görüyorum. Onları sahiplerine verebilirsen üzülmezler. Ama eğer vermezsen çok üzülecekler.” Bu durumda şunu da yapmamalısınız. “Biz sana aynısından alırız!” Eğer olur da bu cümleyi bir kez olsun kurarsanız, çocuğunuz sürekli kendisine ait olmayan eşyaları almaya devam edecektir. Çünkü aynısından her defa sizin alacağınızı bilir ve sizi kullanabilir. Çocuklar çok zekilerdir, aklınızın alamadığı anlarda bile sizi şaşırtmayı severler. “Lütfen bir daha aynı davranışı yapma, bunlardan sende zaten bir sürü (oyuncak, nesne, eşya, kıyafet, cüzdan vb.) var. Mesela Mert, senin en sevdiğin oyuncağını alsa sen üzülmez misin? Elbette üzülürsün, çünkü o sana ait. Eğer birinin eşyasını çok beğendiysen, önce ondan izin almalısın. Bakmana izin verirse oynamalısın. Asla izinsiz kimsenin eşyasına dokunmamalısın. Seni çok seviyorum.” Bu cümlelerden sonra da sarılmalı ve ona kızmadığınızı, çocuğunuzun daima yanında olduğunuzu ona hissettirebilmelisiniz.

Çocuklarınıza Ceza Vermemelisiniz

Özellikle de evinizde çocuğunuza ceza vermemelisiniz. Çünkü çocukların kendilerini en özgür, en rahat hissettikleri yer evleridir. Bir çocuğun evi, ailesidir. Onları evlerinden mahrum etmemelisiniz. Çocuklarınızın özgürlüklerini kendinizle kısıtlamamalısınız.

Kısıtlamalar yapılabilir. Uzun süreli oyunlar oynatmak yerine, zamanı kısaltabilirsiniz. Parka çıkartmak yerine, evde ders çalıştırabilirsiniz. Eğer çok şımartmış ve sürekli bir şeyler alıyorsanız, almayabilirsiniz. Çocuğunuz er ya da geç, vermiş olduğunuz tepkinin kaynağını algılayacaktır. Lakin odaya kapatıp dışarı çıkartmamak, evdeki tüm elektronik eşyaları kapatmak, oyuncaklarıyla oynatmamak bir çözüm değildir, asıl yaptığınız kendinize ceza vermektir. Pişman olacağınız davranışları uygulamamalısınız. Özellikle de başkalarında beğenmediğiniz davranışları, kendiniz yapmamalısınız. “Benim” ve “Senin” kavramlarını çocuklarınıza öğretmelisiniz. Eğer bunda başarılı olursanız, çocuğunuzun dünyaya bakış açısı da değişecektir. Kendisine ait olan eşyaya “Benim”, başkalarına ait olan eşyaya da “Senin” diyebilmeli. Çocukların oyuncakları, onlar için çok değerlidir. O nedenle en güzel empati bu yolla sağlanmalıdır. Çocuğunuzun tam oyun oynadığı bir esnada yanına oturmalı, oyuncağını almak istediğiniz zaman izin almalısınız. Bunu birkaç kez aynı oyunda tekrar etmeli, daha sonra her oyuncak ile işiniz bittiği anda teşekkür etmelisiniz. Çünkü o oyuncak, çocuğunuzdur. Çocuğunuza aittir. Belki ilk alabilir miyim diye izin istediğiniz anda, hayır diyecektir. “Biraz oynayıp, tekrar geri vereceğim”, derseniz çocuğunuz size güvenir, paylaşma duygusunu pekiştirir.

Zor gibi görünse de azla zor değildir. Siz bilinçli, çocuklarınız da sizi dinleyen çocuklar olduğu sürece her işin üstesinden gelebilirsiniz. Çocuklarınızla oyun oynamak, belki de ileride en çok arayacağınız an olacaktır. Her anın kıymetini bilmeniz dileğimle.

Bu İçeriğe Ne Tepki Verirsiniz?