Alfa lipoik asit, hem yağda hem de suda çözünebilen ilginç bir antioksidandır. Bu özelliği sayesinde hücrenin farklı bölgelerinde görev yapabilir. Vücudumuz alfa lipoik asidi kendisi de üretir ve özellikle mitokondrilerde enerji metabolizmasında rol alır. Ispanak, brokoli, domates, bezelye ve sakatatlar doğal kaynakları arasında sayılabilir.
Alfa lipoik asidin öne çıkan özelliklerinden biri oksidatif stresle ilişkili süreçlerde görev almasıdır. Aynı zamanda glutatyon, C vitamini ve E vitamini gibi diğer antioksidan sistemlerle ilişki kurması nedeniyle hücresel savunma açısından araştırılmaktadır. Bu, onu yalnızca tek başına çalışan bir antioksidan değil, daha geniş bir koruyucu sistemin parçası haline getirir.

Kalp-damar sistemi açısından doğrudan kalbe etki etmekten çok, metabolik risk faktörleri üzerinden önem kazanır. İnsülin direnci, yüksek kan şekeri, trigliserit yüksekliği, bel çevresinde yağlanma ve kronik inflamasyon damar sağlığını yıllar içinde zorlayan önemli faktörlerdir.
Son yıllarda yapılan geniş meta-analizlerde alfa lipoik asit kullanımının bazı kişilerde açlık kan şekeri, HbA1c, insülin direnci, trigliserit ve toplam kolesterol gibi kardiyometabolik göstergelerde olumlu değişiklikler sağlayabildiği gösterilmiştir. Özellikle metabolik sendrom veya insülin direnci bulunan kişilerde bu alan bilimsel açıdan ilgi çekicidir.
Doğala Doğru açısından burada asıl mesaj şudur: Kalp-damar sağlığını yalnızca kalbin kendisi üzerinden düşünmek eksik kalır. Kan şekeri dengesi, karaciğer, insülin sistemi, bel çevresi ve hücresel enerji metabolizması hep aynı bütünün parçalarıdır. Metabolizma dengelendikçe damarların üzerindeki yük de hafifleyebilir.