Yaşam

Sessizlik Neden Bu Kadar Şifalıdır?

Modern insanın en az sahip olduğu şeylerden biri sessizliktir. Evde televizyon, elde telefon, sokakta gürültü, zihinde düşünceler… İnsan gün boyu sesle çevrilidir. Fakat asıl yorgunluk bazen dış seslerden değil, iç sesin hiç susmamasından gelir. İnsan kendi içinde sürekli konuşan bir zihinle yaşadığında, dinlenmek için sessiz bir yere gitse bile tam olarak sakinleşemez.

Sessizlik boşluk değildir. Doğru yaşandığında sessizlik, insanın kendini duyduğu alandır. Gürültüde insan dış dünyaya tepki verir. Sessizlikte ise kendi iç dünyasını fark etmeye başlar. Hangi duygu içindeyim? Neye yoruldum? Neyi erteliyorum? Neye gerçekten ihtiyacım var? Bu sorular genellikle koşarken değil, dururken duyulur.

Günümüz insanı sessizlikle karşılaştığında hemen bir şeyle doldurmak istiyor. Telefonu eline alıyor, müzik açıyor, video izliyor, bir şeyler okuyor ya da birilerine yazıyor. Çünkü sessizlik bazen insanı kendi içindeki ertelenmiş duygularla karşılaştırır. Fakat bu karşılaşma aslında değerlidir. İnsan sessizlikten kaçtıkça kendinden de kaçar. Sessizliği kabul ettikçe iç dünyasını tanımaya başlar.

Kadim bilgeliklerde sessizlik çok özel bir yere sahiptir. Bilge insan az konuştuğu için değil, sözü içinden geçirdiği için bilgedir. Sessizlik insana ölçü verir. Gereksiz tepkiyi azaltır, sözü olgunlaştırır, duyguları berraklaştırır. İnsan sessiz kaldığında bastırdığı şeylerle de karşılaşabilir. Bu ilk başta zor gelebilir ama aslında iyileşmenin kapısı çoğu zaman burada açılır.

Sessizlik aynı zamanda dinlemeyi öğretir. İnsan sadece karşısındaki insanı değil, doğayı, bedeni ve hayatın işaretlerini de daha iyi duymaya başlar. Rüzgârın sesi, kuşların ötüşü, kalbin ritmi, nefesin akışı… Bunlar gürültüde kaybolur, sessizlikte belirginleşir. İnsan sessizliği tattıkça, hayatın zaten konuştuğunu fark eder.

Günlük hayatta sessizlik alanları oluşturmak büyük bir lüks değildir. Beş dakika telefonsuz oturmak, bir çayı sessiz içmek, yürürken kulaklık takmamak, gece yatmadan önce birkaç dakika içe dönmek… Bunlar küçük görünür ama zihni toplar. Sessizlik, zihnin dağılmış parçalarını yeniden bir araya getirir.

Doğala Doğru okuyucuları için sessizlik bir kaçış değil, dönüş alanıdır. İnsan sessizliğe alıştıkça kendi iç sesini daha net duymaya başlar. Bu iç ses bazen insana neyi bırakması gerektiğini, bazen neye yönelmesi gerektiğini, bazen de sadece biraz durması gerektiğini söyler.

İlgili Haberler

Hakkımızda

Seni Sen Yapan Değerlere Dönüş Hareketi