İlginizi Çekebilir

O Gün; Belki Küçük Prensi de Görebilirsin.

Küçük prens yaşıyor yaşadığının kanıtı şudur. O çok hoştu. Güleçti ve bir koyun istiyordu. İnsan bir koyun istiyorsa bu yaşadığını kanıtlar. Bir Dost arıyordu. Büyükler kendi başlalarına yollarını bulmakta hayli zorlanıyorlar diyor kitapta ; çocuklara yazılmış bir kitap olması yanında aslında daha geniş bir kitleye de hitap edebilme yeteneği. Her yaştan yetişkinin okumaktan zevk alıp birçok hayat dersi çıkarabileceği bu klasik, tekrar tekrar okunabilecek bir başucu kitabı. Tüm büyük insanlar önce çocuk olmuşlardır ama pek azı bunu anımsar. Kimi o çocuğu büyüdüğün de kaybeti kimi de büyüdüğünde hatırladı. Çocuk kalanlara sözüm yok. Onlar hep hoş ve güleçti. Hayatın bir yerinde, başının üzerinde dönem o koca kavanozun içinde sıkışmış gibi hissettiğimiz an olur ya, anlamsız ve boş suretler ve bu  telaş nereye dersin nereye bu yolculuk. Hayata bakışını değiştirmek için olgun düşünüp çocukça yaşamak istersin. Gülmenin ne demek olduğunu o güleç küçük prens ile bulursun. Evet yaşıyor siz inanmayın büyükler ben biliyorum Her şey inanmakla başlar, inandığın zaman görmeye başlıyorsun. Her bir karakterin derin bir anlamının olduğu eserde karakterlere bir göz atalım Kral: Devasa bir egoya sahip olan ve bütün evrene hükmettiğini sanan bu adam, aslında böyle bir gücü olmadığını içten içe bilmesine rağmen bunu kabullenemeyen insanları temsil ediyor. Palyaço (Sanatçı): Aşırı bir şekilde ilgi meraklısı olan bu kişi ise her yaptığının karşılığı olarak alkışlanmak isteyen biri. Sarhoş: Utancımı unutmak için içiyorum , içmemim sebebi unutmak böyle kısır bir döngüde bir insanı anlatır İş Adamı: Sürekli sayılarla ve yapması gerekenlerle meşgul olan bu karakter , sahip olma isteği  düşünmeden uzaklaştırmış Bekçi Anlamsız şekilde köle gibi çalışan önem taşımayan ama değerlere takılı bir insan modeli Coğrafyacı: Kendi gezegenini bilmeyen ama ama nerde dağlar denizler olduğunu bilen kaşiflerin bilgileriyle var olduğunu kabuleden bir bilim adamı Büyük adamların dar düşünceleri ve kalıplarda kalan büyük dünyaları sıkıcıdır oysa düşünen insan için sadece uzaklara bakmak yeter uzaklar hemen yakın olur küçük bir oda gezegene dönüşür .Bazen  kalabalığın içinde her şeyden uzaklaşmak  istersin, yakınlaşmak o içimizde ki dostla bağ kurmak için --Bir gün güneşin kırküç kez battığını gördüm! demişti bana küçük prens Biliyormusun insan üzgün olunca gün batımlarından hoşlanır Demek kırküç kez gün batımını gördüğün gün bu derece üzgündün öylemi? Niye üzülür ki insan ? Niye acı duyar , yoksunluğunu ve anlamadığı bir eksikliğin acısını niye çeker ki  "Öz göze görünmüyor işte peşinden gitmeli bulmalı çıkarıp sıyırmalı, yoksa göz şaşıyor aklın karışıyor Bütün üzüntüler zamanla geçer, dedi küçük prens. Bir gün üzüntün geçince beni tanımış olduğuna sevineceksin. Hep dostum olarak kalacak, benimle birlikte gülmek isteyeceksin. Koşup pencereyi açacak, gökyüzünde sana benzeyen dostlarını göreceksin. Onların şaşırmasına Evet, ne olmuş, yıldızlara bakarken gülerim ben diyeceksin. Seni deli sanacaklar. Senin gezegenindeki insanlar dedi Küçük Prens. Tek bir bahçeye beş bin gül dikiyorlar ama yine de aradıklarını bulamıyorlar… Evet, bulamıyorlar diye yanıtladım onu. Hâlbuki aradıkları tek bir gülde ya da bir yudum suda olabilir. Haklısın dedim. Bunun üzerine küçük prens şöyle dedi: Ama gözler gerçeği görmez ki. Yüreğiyle aramalı insan. İçimdeki çocuğa dokunduğum  O gün Uyandığım  ilk gündü Nerdesin  nerede kaldın? hadi çay hazır bekliyoruz demişti Gülümsedim Aynada ki Çocuğa Geldim geldim. . Bazılarının yüreğe iyi gelen bir yanı vardı, armağan gibiydiler.

Bu İçeriğe Ne Tepki Verirsiniz?