İlginizi Çekebilir
Doğala Doğru

Bir Çocuk Doğallığında Hayatı Yaşayın

Doğala Doğru

Eğer bir şeyi istiyorsanız öylece isteyin, eğer biri size “benim güzel üzüm çekirdeğim” diye hitap etmesini istiyorsanız, karşıdaki insana aklına hemen kombinasyon gelsin diye beklemeyip, bana böyle hitap et bundan sonra demelisiniz mesela.

Doğala Doğru
Biz yetişkinlerin dünyasına bakalım bir de iyi sözler tuhaf karşılanır olduğu bir zaman dilimi içerisindeyiz, hemen hemen karşımızdaki insanın gerçekliğinden şüphe duyuyoruz, öyle ki en özel en güzel söz olan “Canım” bile herkese kullanılıyor olması yetmiyor gibi, bir de kullanıldığında bünyeye tam tersi etki bırakıyor. Kendimizi bu ortamda kaçımız karşımızdakine bana bu şekilde hitap etmeni istiyorum diyebiliriz en basiti? Burada iki nokta var aslında; 1- Geri çevrilmeyecek kadar karşı tarafa güveniyor olmak ve ona güvenimizi açıyor olmak 2- ego, kimlik, gurur vs. işin içine katmadan bana bu şekilde hitap etmeni istiyorum demek. Şimdi 7 yaşında olan yeğenim 3 yaşlarında iken avuç içlerini öpmemi çok severdi, ne zaman beni görse önemli bir iş de yapıyor olsam hemen penguen edasıyla yürüyüşüyle paytak paytak yanıma gelir “al daşemin” deyip avucunu hemen dudaklarıma yapıştırırdı, minik minik öperdim ben de. Çünkü hem o mutlu oluyordu, hem de benim mutlu olduğumu düşündüğü için o avuç içini dudağıma yapıştırırdı, peki kaçımız sorgusuz, sualsiz o an içimizden gelen duyguları yaşayabiliyoruz? Kaçımız çok sevdiğimiz insana sevgisini gösterebiliyoruz? Ya da korkularınızı rahatça söyleyebiliyor musunuz? Ben hala ara sıra yatağımın altında canavar çıkacak mı? Diye korkmasam da karanlıkta canavarlardan birinin gelebileceğinden korkarım, üstüne bir de hava yağmurlu ve şimşek çakıyorsa evlere kâbus olacak çığlıklar yükselir benden, o anda kaç oktav çığlık attığımı bilemiyorum ama komşuların pencere çıkıp “neler oluyor” diye şikâyet etmelerinden anlıyorum ne kadar yüksek çığlık attığımı, çığlık atan ben değilmiş gibi ben de pencereye çıkar sağa sola bakarım hemen :).  Korkumla o an hemen başa çıkmam gerektiğini anlıyorum ve korkumu macera haline getiriyorum.

Çocuklar gibi gülün mesela, illa mantık aramanıza gerek yok neye güldüğünüzün de bir önemi yok, tamam öyle dolmuşta tek başına gülmek belki biraz tuhaf karşılanabilir, ama ben yine de dolmuşta ya da herhangi bir yerde tek isem ve o an bir video izliyorsam veya aklıma o an komik bir şey geldiyse gülerim, beni bilen bilir bir de benim gülmem öyle kıkırdama şeklinde de değil ağzımı aça aça haykırarak kahkaha atarım, e doğal olarak bulunduğum o ortamdaki insanlar ilk başta tuhaf baksalar da sonrasında da benim gülmeme gülüyorlar, boşuna dememişler gülmek bulaşıcıdır diye. O yüzden gülmek için sebep aramayın gülün canınız neye gülmek istiyorsa.

Kesinlikle hayatınızda endişeye yer olmasın, ya zaten olmamış bir henüz olmamış ya da belki de hiç olmayabilecek bir şey hakkında endişelenmek mantıklı değildir ki, bunun için çocukların da yaptığı gibi anı yaşayın, bakın o kadar güzel oluyor ki var olan tek şey şu andır ve bu harikadır! Hemen olmasa da belli bir süreliğine unutmaya çalışın, bir önce ki yaşadığınız olaylardan, ya da yarın yüzleşeceğiniz problemler hakkında düşünmeden bugünün keyfini çıkarın. Sanırım benim de en büyük şansım bu olsa gerek 1 saat önce sevgilimle çok şiddetli tartışsam bile bir şey olmamış gibi 1 saat önce konuşmaya devam ederim,  kedi gibi gözlerimi açıp özür dilediğim zaman karşımdaki kişi de her şeyi unutuyor :) . Çocuklar da öyledir, yere düşüp dizleri kanadığında 1-2 saat ağlarlar, sonra bir şey olmamış gibi oyun oynamaya devam ederler, şimdide yaşadıkları için, dün olan şeyler hakkında kin tutmazlar, sürekli boş sayfadırlar, ama bu sürekli aynı tuzaklara düştüğünüz anlamına de gelmesin, daha çok kalpten affetmenin, iyileşmek için ihtiyacınız olan şey olabileceğidir.

Çocuklarda en sevdiğim şey de oyun oynadıklarında genellikle yenilmez olduklarını düşündükleri için genellikle hep süper kahraman olurlar, süpermen, thor,batman veya bir astronot, Yeğenim ne zaman batman olsa ben joker oluyorum, e diyorum joker kötü karakter, “senin de saçların yeşil ,onun da saçları yeşil, onun da dövmesi var senin de dövmen var, üzülme o kadar da kötü değil joker” diyor, o kadar haklı ki benim tatlı minnoş kurabiyem, ne de olsa kimse bile isteye kötü olmak istemez değil mi? Aramızda kalsın ama benim de favori karakterimdir joker, tabii siz hayalleriniz yıkılınca süper vahşi bir suçluya dönüşmeyin…  

Hazır hayal demişken de, hiçbir şey çok garip, delice ya da imkânsız değildir, gerçekleşip gerçekleşmeyeceğini sorgulamadan size imkânsız gelen en büyük en deli hayaller kurun, mesela çocuklara bakın, aklınıza hayalinize gelmeyecek hayaller kurarlar, bizim ailenin en minnak çocuğa hayallerini sorduğumda, hayal kurmayı unuttuğumu öğrendim, bu aralar mesela favori hayalim bir karavan kiralayıp, hem tüm Türkiyeyi gezip, gezerken de yeni insanlar tanıyıp onlarla sohbet ederken, dövme yapmak isteyenlere dövme yapmak, bence neden olmasın? Şu an ki hayat şartımdan dolayı bana imkansız görünse de gerçekleşmemesi imkansız değildir.

Sokaktaki insanlar, okulumdaki müdürüme kadar tarzımla ilgili genelde yaptıkları yorum” ne kadar özgüvenli olduğumdur”, ne kadar çok eleştiriliyorsam da o kadar da tarzımı seven insanlar var, sonuçta her kesime hitap etmeyen bir tarzım var, ben ne olursa olsun belli kalıpların dışında düşünmeyi seven bir insanım, birileri bana “sen böylesin” dediğinde onu kabullenmek yerine, bana ne söyleyeceklerinden korkmadan, bana doğru gelmeyen şeyleri sorgulayıp, neden ne için böyle düşündüklerini sorgular sorarım. Neticede ön yargı büyüyen bir zehir gibidir, çocuklarda asla ön yargı yoktur, birini kıyafetleri, derilerinin rengi, inançları, dili, yaşam tarzı, imajı hatta cinsel kimlik yöneliminin ne olduğu hakkında yargılamamayı öğrenin, emin olun daha empatik ve daha mutlu bir yaşam sürmeniz de en çok ihtiyacınız olan şey tam da budur.

 

Hayatta başarılarım kadar başarısızlıklarım da oldu, hatalar yaptım her hatamda yeni bir şeyler öğrendim sonra bilinçli olmadan da tekrar tekrar hatalar yaptım, bu bana çocukların da durmadan hata yapıp hayatın; pes etmenin bir seçenek olmadığı deneme yanılma süreci içerisinde olduğunu bana öğretti. Yani başarana kadar durmayın tekrar tekrar yapın sonunda doğruyu bulduğunu ve doğruyu bulurken de hatalarınızdan ne kadar çok şey öğrendiğinizi göreceksiniz.

Bunları size yazarken öğrenin de demiyorum yaşayın diyorum, bırakın çocuk gibi olun bu yüzeysel hallerin alıp başını gittiği ve matah sayıldığı bir dünyada kendimizi aşıp bunları konuşacak kıvama gelin, karşınızda güvendiğiniz birine kendinizi bırakın, her şeyin doğal ve olması gerektiği gibi bir ilişki durumu size uzak gelmesin inanın, eğer siz doğallığınızı korursanız ve karşıdaki insana da bunu da yaşatırsanız tahmin edemeyeceğiniz çok güzel bir kombinasyon haline geleceksiniz, aslında bu kadar boşa rol yaptığınızı, o kadar boş şeyler için kendinizi kastığınızı anlayacaksınız, birbirimizle konuşmaktan bile çekindiğimiz bu dünyada tüm bunları yapmak size lüks gelmesin hemen şimdi hatta harekete geçin, size biri kötü davransa da onu yargılamak yerine bir çocuk eli ile ona yaklaşın, karşıdaki insan size ne kadar kötülük yaptığının bilincinde olup sizinle konuşmaya çalıştığını göreceksiniz. Daha mutlu olmak için özümüz olan çocukluğu yaşamalıyız çünkü insan olmanın doğası bunu gerektiriyor. Saf , çıkarsız sevgiyle yaklaştığınızda, aynı şekilde saf ve çıkarsız sevgi ile karşılaşacaksınız işte o zaman şımarın şımarabildiğiniz kadar :) …  

Bu İçeriğe Ne Tepki Verirsiniz?