Yaşam

Çocuklara Paylaşma Duygusunu Aşılamanın Önemi

Çocuklar doğaları gereği, kendisine ait oldukları düşündükleri nesneleri en yakın arkadaşları da dahil olmak üzere kimseye vermek istemeyebilirler. Bu bir sorun veya büyük bir olay kesinlikle değildir. Lakin, bu durumun bu şekilde devam etmesi, çocuğun çok fazla bireysel takılmasına yol açabileceği gibi, sosyalleşmesine de engel olacaktır. O nedenle bu durum en başında kontrol altına alınmalıdır.

Her çocuk paylaşmayı öğrenmelidir. Bu özellik öğretilebilir bir duygu olmasından ziyade, çocuk bunu isteyerek yapmalıdır. Sen oyuncağını arkadaşına vermiyorsun, o nedenle ben vereceğim gibi bir davranış kesinlikle söz konusu olmamalıdır. Ne öğretmen ne de anne, zorla çocuğun elindeki oyuncağı alarak bir başkasına vermemelidir. Bu ilerleme kat etmeyeceği gibi, gerilemeyi de beraberinde getirebilir. Çocuk paylaşmanın değerini öğrenmeli, isteyerek ve içtenlikle arkadaşlarıyla veya kardeşleriyle eşyalarını paylaşabilmelidir.

Paylaşma duygusu bebeklik döneminden başlayan bir duygudur. O nedenle bilmelisiniz ki, çocuğunuza bebekken bile bu duyguyu sağlayabilirsiniz. Peki bunu nasıl yapabilirsiniz? Bebeğinizin ilk arkadaşı siz olmalısınız. Onunla beraber oyun oynamalı, oyuncaklarını bir siz, bir de onun oynamasını sağlamalısınız. Çocuğunuz okula gidiyor, fakat öğretmeni arkadaşları ile kalemini, oyuncaklarını paylaşmadığını size iletiyor. Bu durumda ne yapmalısınız? Düşündüğünüz kadar zor değil. Ama bilmeniz gereken ilk şey, asla çocuğunuzu zorlamamalısınız. Olayları biraz akışına bırakıp, biraz da siz müdahale etmelisiniz. Fakat bu şu demek olmuyor, siz paylaştırmalı ve siz yol göstermelisiniz. Hayır, eğer bu davranışı çocuğunuz değil, siz yapıyorsanız; bu durum birden fazla davranış problemine yol açabilir. Çocuğunuzda daha önce hiç olmayan yıkıcı davranış bozukluğunu  istemeden meydana çıkartmış olabilirsiniz. Sadece ona anlatmalısınız. Bu durum neden gerekli, "diğer çocuklar seninle paylaşım yapabiliyorken sen onlara izin vermiyorsun, paylaşmak demek oyuncak veya eşya arkadaşının oldu demek değildir, elbette sana geri verecek", gibi cümlelerle çocuğunuzun düşünce algısını zenginleştirebilirsiniz. Paylaşmayı seven çocuk, arkadaşlarıyla sosyal ilişkisinde daha da başarılı olur. 

Çocuğunuzun içten gelerek paylaşım yapması, paylaşma duygusunun önemi anlaması, paylaşmanın neden gerekli olduğunu kavrayabilmesi için onunla zaman geçirmelisiniz. Ailesiyle oyun oynamayan çocuklar, ebeveynleri ile özel vakit geçirmeyen çocuklar, çok fazla teknolojiye bağımlı olan çocuklar paylaşmaktan hoşlanmazlar. Çoğunlukla da bu durumu reddedebilirler. Ki bu da oldukça doğaldır. Çünkü siz, çocuğunuz ile zaman geçirmediğiniz zamanlarda çocuğunuzu kendi halinde bırakmış olursunuz. Onun daha önce iç dünyasında olmadığınız için, sonradan sonradan dahil olmaya çalışırsınız ve çocuk da bunu normal olarak istemez. Çünkü en başında ebeveynler çocuklarıyla yeterli miktarda zaman geçirmediği için, sonrasında bu durumu gerçekleştirmeye çalıştıklarında çocuk bunu hemen kabullenmeyebilir. Önce şaşırır, alışmaya çalışır ve sorgulamaya başlar. Hayat paylaştıkça güzeldir. Örneğin çocuğunuzu alıp parka götürdüğünüz zaman, salıncaktan inmek istemiyorsa, binmek için ise sıra beklemek için gerekli sabrı göstermiyorsa, doğada olup bitenleri gözlemlemekten kaçıyorsa, sadece kendisi oyun oynamak istiyorsa burada ciddi bir benmerkezcilik duygusu vardır. Bu duygu; çocuğun sadece ve sadece kendisini düşünmesi, çevresinde olup bitenlerin farkında olmadan sadece kendi dünyasında yaşamak istemesi, her şeye kendisinin sahip olduğu ve dolayısıyla da kimseyle bu duyguyu paylaşmak istememesi benmerkezci çocukları tanımlayabilir niteliktedir. Öncelikle çocuğunuzun egosunu tartmalısınız. 

Israrcı, çok baskıcı, aşırı disiplinli iseniz attığınız taş size geri dönebilir. O nedenle öncelikle çocuğunuzun ne hissettiğini anlamalısınız. Bu durumu en iyi açıklayan metod; empati yoludur. Çocuğunuzun paylaşma duygusunu aşılamanın en önemli yolu, empati kurabilmesini sağlamaktır. Empati kurabilen çocuklar, yaşıtlarına oranla daha çok sosyalleşmeye meyilli ve iletişimsel yönleri daha güçlü olan çocuklardır. Çünkü başkalarının ne hissettiğini bilirler, onları üzmemek için ellerinden geleni yaparlar ve onlara en önemlisi saygı duyarlar. Herkesin varlığını kabul ederler ve karakterlerine göre şekil alırlar. Dolayısıyla yapmanız gereken en önemli detay, çocuğunuzun empati kurabilmesini sağlamanızdan geçmektedir. Başkalarını anlayan çocuklar, paylaşmanın onlar için neyi ifade ettiğini sezebilirler. Bu sayede davranış bozuklukları gittikçe azalır ve yerini mutlu, sağlıklı iletişimler alır. Merak etmeyin ki, çocuklarınız zamanla iyimserliğin ve paylaşmanın önemini anlayacaklardır. Onlar için iyi rol-model olunmalı, sadece kendinizi düşünerek çocuğunuzu soyutlamamalısınız.

İlgili Haberler

Hakkımızda

Seni Sen Yapan Değerlere Dönüş Hareketi